İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Konular - aksaa

Sayfa: 1 ... 34 35 [36] 37
526
DİNİ BİLGİLER / ÖRTÜNME ADABI...
« : Mart 07, 2008, 10:20:01 ÖÖ »
ÖRTÜDE BULUNMASI GEREKEN NİTELİKLER

  a) Örtünün el ve yüz dışında bütün bedeni örtmesi:
    Kadınların el, yüz ve ayakları dışında, sarkan saçları dahil bütün bedenleri namazda veya yabancı erkeklerin yanında örtülmesi gerekli olan yerlerdir. El ve yüzün ise bir fitne korkusu bulunmadıkça namazda da namaz dışında da örtülmesi gerekmez. Sağlam görüşe göre ayakların da örtülmesi gerekmez. Çünkü ayaklarla yolda yürünür ve yoksullar için bunları örtme zorluğu vardır. Nitekim "Kadınlar süslerini (yabancı erkeklere) açmasınlar" (en-Nûr, 24/31) ayetinde "kendiliğinden görünen yerler müstesnadır" ilave istisnası ile, bedenden bazı yerlerin açık
kalabileceğine işaret edilmiştir. Yukarıda Allah elçisinin Hz. Ebü Bekr'in kızı Esma'ya el ve yüzün açık kalabileceğini bildirdiğini belirtmiştik. (bk. Ebu Davud, Libas, 31) Başka bir hadiste Allah elçisi; "Kadın örtülmesi gereken avrettir. Dışarı çıktığı zaman şeytan ona gözünü diker." (Tirmizi, Rada, 18; Ebu İsa, bu hadise 'hasen-garip' demiştir.) buyurmuştur.
    Sonuç olarak en-Nur Sure'si 31. ayetteki baş örtüşü (hımar-humur) ve el-Ahzab Suresi 59. ayetteki dış giysi (cilbab-celabîb) terimleri birlikte değerlendirilince, kadın için iki parçalı bir giysi şekli ortaya çıkar. Birincisi; saç, boyun ve göğüsleri örten ve omuzlara doğru yakaların üstüne serbest bırakılan "baş örtüşü"; ikincisi ise "dış giysi" olup, bunun şekli iki türlü tarif edilmiştir. Baş örtüsünün üstünden, bedeni aşağıya kadar örten büyük parça giysi veya baş örtüsünün altında boyundan aşağı topuklara kadar örten dış giysi cilbabın tarifleri arasındadır. Hatta cilbaba, baş örtüşü veya peçe anlamı verenler olduğu gibi Abdullah b. Mes'ud ile Abdullah b. Abbas (r. anhüma)'nın "rida" yani bedenin üst bölümünü örten dış giysi ya da örtü anlamını verdiklerini yukarıda (örtünme-tesettür sayfası) belirtmiştik. (bk. el-Kurtubi, a.g.e., XIV, 156; Elmalılı, a.g.e., VI, 337. Not: Hac'da ihrama giren erkeklerin üst kısma örttükleri peştemala "rida", alt peştemala ise "izar" denir.)
    Örtünmenin gayesi zinadan ve yabancı erkeklerin sarkıntılık yapmasından sakındırmak olduğuna göre, giysinin parça sayısına bakmaksızın aşağıda açıklayacağımız nitelikleri taşıması gerekir. Altını göstermemesi, bol olması, karşı cinsin giysisine benzememesi bu nitelikler arasında sayılabilir. Bunları kısaca açıklayacağız.
    b) Örtünün altını göstermemesi ve beden hatlarını belli etmemesi:    Örtünün sık dokunmuş ve altını göstermeyen kalınlıkta olması gerekir. Cildin rengini gösterecek derecede ince olan giysi ile kadın örtülmüş sayılmaz. Bu yüzden derinin beyazlığı veya kırmızılığı belli olan elbise ile namaz geçerli olmaz ve bununla örtünme gerçekleşmez. Eğer giysi kalın olmakla birlikte uzvu belli ederse ve hacmi ortaya koyarsa, bu çirkin görülmekle birlikte namaz geçerli olur. Çünkü bundan kaçınmakta güçlük vardır.
    Şafiilere göre, vücut hatlarını belli eden böyle dar bir giysi ile namaz kılmak kadınlar için mekruhtur, erkeklerin de dar giysiyi terketmesi daha uygundur. (bk. Şafii, el-Ümm, I, 78; Nasıruddin el-Elbani, hicab, terc, Akif Nuri, İst. 1976, s: 58, 59, Döndüren, a.g.e., s. 228)
    Giysinin geniş ve altını göstermeyen nitelikte olması gerektiğini bildiren çeşitli hadisler vardır. Hz. Ebû Bekr'in kızı Esma (r. anha)'nın ince giysilerle Nebî (s.a.s)'ın huzuruna çıkınca; Allah elçisinin ondan yüz çevirdiğini ve erginlik çağına giren bir kadının elleri ve yüzü dışında bir yerinin yabancı erkekler tarafından görülmesinin uygun olmadığını ona bildirdiğini yukarıda (örtünme-tesettür) belirtmiştik. (Ebu Davud, Libas, 31; el-Heysemi, a.g.e., V, 137)
    Hz. Peygamber, Dihye el-Kelbî (r.a)'e Mısır'da dokunmuş keten bir kumaş vermiş, yarısından kendisine gömlek diktirmesini, diğer yarısından ise eşinin giysi yapmasını bildirmiştir. Ancak daha sonra şöyle buyurdu: "Eşine git, söyle altına bir gömlek giysin. Çünkü vücut şeklinin ortaya çıkmasından korkarım." (el-Kurtubi, a.g.e., XIV, 156) Allah'ın elçisi benzer uyarıyı Üsame b. Zeyd (r.a)'in eşi için de yapmıştır. eş-Şevkanî (ö. 1250/1834) bu hadisin açıklamasında şöyle demiştir: "Bu hadise göre, kadınların bedenlerini vücut hatları belli olmayacak şekilde bir giysi ile örtmeleri gerekir. Setri avret için bu şarttır. Usame'nin eşine "kubtıyye" denilen giysinin altına bir gömlek giymesini emretmesi, bu çeşit giysinin şeffaf olması ve vücut hatlarını göstermesi yüzündendir." (eş-Şevkani, Neylü'l-Evtar, II, 97)    Şu hadis-i şerif de giyimli, fakat çıplak kadınların dünya ve ahiretteki, sıkıcı hallerini belirtir. "Ümmetimin son dönemlerinde giyimli fakat çıplak bir takım kadınlar olacak, bunların başlarının üstü deve hörgücü gibi bulunacaktır. Bunları lanetleyin, çünkü onlar lanetlenmişlerdir" Başka bir rivayette; "onlar cennete giremez ve cennetin kokusunu bile bulamazlar" ilavesi vardır. (Müslim, Libas, 125, Cennet, 52; Ahmed b. Hanbel, II, 223, 356, 440)    Temîm oğulları kabilesinden bir takım kadınlar Hz. Aişe'yi (ö. 57/676) ziyarete gelmişti. Üstlerinde ince giysiler vardı. Hz. Aişe kendilerine şöyle dedi: "Eğer siz mü'minler iseniz, bunlar inanmış hanımların giysileri değildir. Eğer mü'min değilseniz, o zaman durum değişir."
    Yine Hz. Aişe'nin huzuruna, ince baş örtülü bir gelin getirilmişti. O, şöyle dedi: "Nur suresine inanan bir kadın bunu örtünmez." (el-Kurtubi, a.g.e., XIV, 157) Hz. Ömer'in, evden dışarı çıkacak olan kadının örtünmesi ile ilgili olarak şöyle dediği nakledilmiştir: "Müslüman kadın, bir ihtiyacı olduğu zaman, vücudunu gizleyen normal bir giysi içinde evden dışarı çıkmaktan menedilemez. Ancak bu öyle bir örtü olmalıdır ki, eve dönünceye kadar onu (bu giysi içinde) kimse tanımaz." (el-Kurtubi, a.g.e., XIV, 157) Diğer yandan Hz. Ömer'in devlet başkanlığı sırasında, hür kadınlara benzemek için başını örten bir cariyeye örtüsünü çıkarttığı nakledilmiştir. Ancak örtünmenin gayesi ve örtünme ayetlerindeki genel anlam dikkate alındığında hür veya köle ayırımı yapılmaksızın, bütün mü'min kadınların örtünme hükmü kapsamına girdiği de söylenmiştir. Nitekim Hz. Peygamber; "Allah'ın kullarının mescidlere gitmelerine engel olmayınız" (bk. Müslim, Salat, 135, 138, 140; Ebu Davud, Salat, 52, İbn Mace, Mukaddime, 2; Ahmed b. Hanbel, II, 43, 90, 140) buyurduğu halde, onun vefatından sonra ashab-ı kiram, kadınları beş vakit namaz için mescide çıkmaktan menetmişlerdir. Hatta Hz. Aişe'nin şöyle dediği nakledilmiştir: "Hz. Peygamber (s.a.s) günümüze kadar yaşasaydı, İsrailoğulları kadınlarının menedildiği gibi, bugünkü kadınları mescidlere çıkmaktan menederdi." (Buhari, Ezan, 163,; Müslim, Salat, 144; Ebu Davud, Salat, 53; Tirmizi, Cum'a, 36; Malik, Muvatta, Kıble, 15, İbn Hanbel, VI, 91, 193)    Sonuç olarak hanımların ve yetişkin kız çocuklarının namazda baş örtüleri ve altını göstermeyen bolca olan elbiserle örtünmeleri gerekir. Eğer giysi ince olur veya dar olup vücut hatlarını belli ederse, üstüne bolca bir dış giysi veya sabahlık gibi bir örtü giymeleri tesettürü tamamlar. Evden dışarı çıkarken veya evde yabancı erkeklerin yanında baş örtüşü ve cilbab denilen dış giysilerini örtünmeleri İslam'ın öngördüğü örtü şeklidir. Bu da el, yüz ve topuklardan alt kısım ayaklar dışında tüm bedenin altını göstermeyen ve bolca giysilerle örtülmesinden ibarettir. Bunların dikişli, modelli, renkli olup olmaması veya kumaşının kalitesi örfe ve beldelere göre değişiklik gösterebilir. Nitekim günümüzde Türkiye'nin çeşitli yörelerinde farklı örtünme şekilleri olduğu gibi, Suudi Arabistan, İran, Pakistan, Malezya veya Endenozya gibi ülkelerde yaşayan hanımların farklı stil ve modellerde kapanma türleri vardır. Bazı yöreler "süs yeri" kapsamına yüzü de ekleyerek, "peçe" denilen örtü ile veya cilbab'ın bir bölümü ile yüzlerini de örtme yoluna gitmişlerdir. Ancak fitne korkusu bulunmadıkça çoğunluk bilginler yüzü örtü kapsamı dışında bırakmışlardır.
 
   c) Kadının evden dışarı çıkarken koku sürünmemesi:
    Hz. Peygamber güzel kokuyu sever ve ashabına da kokulanmalarını tavsiye ederdi. Hadislerde şöyle buyurulmuştur: "Bana dünyadan kadın, güzel koku ve gözümün aydınlığı namaz sevdirildi." (Nesai, İşretü'n-Nisa, 1; İbn Hanbel, III, 128, 199, 245, 255, 285, 296) "Dört şey peygamberlerin sünnetlerindendir. Utanma, kokulanma, diş temizliği ve evlenme."  (Tirmizi, Nikah, 1; A.B.Hanbel, V, 421)    Kadınlar aile içinde veya kendi cinslerinin topluluklarında koku sürünebilirler. Ancak evden dışarı çıkarken, mescidde ya da yabancı erkeklerin bulunduğu yerlerde kokulanmaları bu erkeklerin dikkatlerinin kadınların üstüne çekilmesine yol açar. Erkeğin kalbi onunla meşgul olmaya başlar. Bu durumun mescidde meydana gelmesi namazdaki huşuya da engel olabilir. Saflar dolusu kadınların çeşitli parfümler sürünerek mescide geldiği düşünülürse, mescidin havasını bu kokuların sarması İslam'ın hoş karşılamadığı bir durumdur.
    Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Bir kadın koku sürünerek dışarı çıkar ve koku ulaşsın diye bir topluluğun yanına giderse zinaya bir adım atmış olur." (Tirmizi, Edeb, 35; Nesai, Zine, 35) "Bir kadın koku (buhur) sürünürse, yatsı namazında bizimle birlikte bulunmasın." (Müslim, Salat, 143; Ebu Davud, Tereccül, 7; Nesai, Zine, 37, 38, 74; İbn Hanbel, II, 304) Burada yatsı namazının örnek verilmesi, kadınların geceleyin korunmaya daha fazla ihtiyaçları olduğuna dikkat çekmek içindir. Ancak burada koku ile temizlik arasında bir ilgi kurulmamalıdır. İslam temizlik dinidir. Erkek ve kadını dış ve iç kirlerden temizlemek İslam'ın gayesidir. Bu yüzden mü'min kadınlar belki dışarıda parfüm sürünmezler fakat giysilerinin ve bedenlerinin temizliğine son derece dikkat ederler. Bu arada ter kokusunu giderecek önlemleri almak da mü'min hanımların şiarı olmalıdır. Nitekim Medine-i Münevvere'ye uzaklardan cuma namazı için gelenlerin terli olarak mescide girmelerine engel olmak üzere, Allah'ın elçisi, cuma günü boy abdesti alınmasını tavsiye etmişlerdir.
    Bazı bilginler kadının dış giysisinin süs ve şatafatı, zinetlerinin dışarıdan görülmesi ve erkek topluluğunda karışık oturmaları ile "parfümlü olarak dışarı veya mescide çıkma yasağı"nı aynı nitelikte görmüşlerdir. (bk. İbn Hacer el-Askalani, Fethul-Bari fi Şerhi Sahihi'l Buhari, II, 279; el-Elbani, a.g.e., s. 62, 63) 
  d) Erkeklerin giysisine benzememesi:
    Yüce Allah erkek ve kadını ayrı ruh ve beden özellikleri ile yaratmıştır. İslam giyimde ve insanlararası ilişkilerde bu yaratılışa uygun esaslar getirmiştir. Kadın daha hassas, ince ruhlu ve narin yapılıdır. Süslenme, süslü giyinme ve zinetlere bezenme onun ruhunda vardır. Bu yüzden her iki cinsin örtmesi gereken yerler ayrı olduğu gibi, giysi şekil ve stillerini de semavî dinlerin, ve çevre şartlarının belirlemesi sonucunda farklılık doğar. O topluma dışarıdan bakan kimse; erkek veya kadını bu farklı yapı ve giyimleri ile ayırır. Aksi halde erkek gibi giyinen kadın veya kadın gibi giyinen erkek tipleri ortaya çıkar ki, bu durum kişinin ruhsal yapısında bozulmalara yol açar.
    Kur'an-ı Kerîm'de cinsler arasındaki farklılığa çeşitli ayetlerde işaret edilir: "Allah'ın bazısını bazısına üstün kılmasından ve erkeklerin mallarından harcamalarından ötürü, erkekler kadınlar üzerine hakimdirler." (en-Nisa, 4/34) "Örfe göre, kadınların görevleri kadar hakları da vardır. Erkekler kadınlardan bir derece daha üstündür." (el-Bakara, 2/228) "Erkeklere de hak ettiklerinden bir pay vardır. Kadınlara da hak ettiklerinden bir pay vardır." (en-Nisa, 4/32)
    Allah'ın Rasülü; giyim, beden veya davranışları ile erkeğe benzemeye çalışan kadına ve kadına benzemeye çalışan erkeğe lanet etmiştir. Hadislerde şöyle buyurulur: "Kadınlardan erkeklere benzeyenlerle erkeklerden de kadınlara benzeyenler bizden değildir." (Buhari, Libas, 61; Ebu Davud, Libas, 27; Tirmizi, Edeb, 34; İbn Mace, Nikah, 22) Abdullah b. Abbas (r. anhüma)'dan nakledilmiştir; "Nebî (s.a.s) erkekleşen kadınlarla, kadınlaşan erkekleri lanetledi ve "onları evlerinden çıkarınız" buyurdu. (Buhari, Libas, 62, Hudud, 33; Ebu Davud, Edeb, 53; A. b. Hanbel, I, 225) Abdullah b. Ömer Allah elçisinin şöyle dediğini nakletmiştir: "Üç kimse vardır ki, cennete giremez ve kıyamet günü Allah onlara rahmet bakışı ile bakmaz. Ana-babasını dinlemeyen kimse, erkeklere benzemeye çalışan kadın ve eşini kıskanmayan koca." (Ahmed b. Hanbel, II, 134)
    Sonuç olarak örfen, iklim ve çevre şartları bakımından erkeğe ait olan giysilere ve erkeğin niteliği ile bağdaşan davranışlara mü'min hanım ve kızlar rağbet etmemelidir. Mü'min erkekler de kadınlara ait giysi ve davranışlara yönelmemelidir. Her cins kendi özellikleri içinde bir değer ifade eder. Ağır başlı, ciddi bir kadın yarı kadınlaşan bir erkekten hoşlanmayacağı gibi, erkekleşmiş bulunan bir kadın da erkeğin ilgi alanı dışına çıkar. Bu arada zinet takma ve ipekli giyme" gibi yalnız kadınlara ait oluşu nass'larla belirlenmiş bulunan değerleri örf ve çevre şartları da değiştiremez. Bu yüzden erkek, ipekli kumaştan giysi giyemeyeceği gibi onun altın, bilezik, küpe, altın zincir ve gerdanlık gibi süsleri takması da caiz olmaz. Diğer yandan bütünü etkilemeyecek nitelikteki çizme, spor ayakkabısı, çorap ya da dış giysinin altında kalan geniş pantalon gibi iki cins tarafından giyilebilen şeylerde bir sakınca olmasa gerektir. Çünkü bunların örtünmeye ve iffeti korumaya yardımcı olduğu açıktır.
    Evli kadınların örtünmesinden kocaları sorumlu olduğu gibi, kız çocuklarının evleninceye kadar örtünme ile ilgili problemlerinden birinci derecede babası sorumludur. Çocukla uzun süre birlikte olan, onun eğitim ve terbiyesi ile yakından ilgisi bulunan anne de ikinci derecede sorumlu olur. Ayette şöyle buyurulur: "Ey iman edenler! Yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden kendinizi ve ailenizi koruyun" (et-Tahrim, 66/6) Hadiste şöyle buyurulmuştur: "Sizin hepiniz birer çobansınız ve hepiniz yönettiğiniz kişilerden sorumlusunuz. Erkek ailesinin çobanıdır ve kıyamet gününde onlardan sorumlu olacaktır." (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, İbn Hanbel) "Çocuğunun senin üzerinde hakkı vardır." (Müslim, Sıyam, 182)
    İmam Şafiî (ö. 204/819) ana-babanın bu konudaki sorumluluğunu şöyle belirtir: Babaların ve anaların çocuklarını terbiye etmeleri, onlara temizliği ve namazı öğretmeleri, eğer bu konuda ihmal gösterirlerse onları hatifçe dövmeleri gerekir. Bunun yanında çocuklara diğer dinî görevleri, zina, eşcinsellik, içki, yalancılık ve gıybet gibi fillerin haramlığını da öğretirler. (Ebu Davud, el-Kütübü's-Sitte ve Şerhleri, Neşr. Çağrı Yayınları, İst. 1992, I, 334 edt. not) 
  e) Örtünün bedeni yanlardan örtecek nitelikte olması:
    Hanefîlerde sağlam görüşe ve diğer fakîhlere göre örtünmenin yanlardan olması yeterlidir. Alttan veya gömleğin üst kısmından örtünme şart değildir. Çünkü bunda güçlük vardır. Bu yüzden giyilen bir elbisenin veya bir kadının giydiği uzun eteğin aşağıdan açık bulunması tesettüre engel teşkil etmez. Ancak bu durumda kadın oturuşuna ve kalkışına dikkat ederek mahrem yerlerinin yabancı erkeklerce görülmesine engel olmalıdır.

527
Komik Yazılar / Sakayla Karisik ( Tamamen uydurmadir)
« : Mart 06, 2008, 07:02:05 ÖS »
Sakayla Karisik ( Tamamen uydurmadir, kizlarimizalinmasinlar )

Kiz: Alo
Erkek: Alo naber?
Kiz: Iyi sen
Erkek: Iyi , hayirdir ?
Kiz: Ya Gökhan yeni bilgisayar aldim, bana ögretsene su mereti kullanmayi
Erkek: Peki bi açta sen önce
Kiz: Nasil açiliyo
Erkek: Power dügmesine bas
Kiz: Ee bastim bisey gözükmüyo
Erkek: Monitorü açtin mi ?
Kiz: Haa bekle açiim
...( yarim saat sonra ) Olm niye kapadin teli ??
Erkek: Ee kesildi sandim ?!
Kiz: Monitorü aç dedin anca açtik evde tornavida kalmamis gittim bi de
tornavida aldim, o sirada bi de tirnagim kirildi çok aciyo
Erkek: Naptin kizim sen manyak misin ??
Kiz: Monitorü açtimda nasil bisey gözükecek onu anlamadim ne anlami vardi ?
Erkek: Off sen onu kapa sonra beni ara ...
Kiz: Ya sen de... bi kapa bi aç!
...( 20 dakka sonra )
Kiz: Ay of kapadim
Erkek: Simdi açtim
Kiz: Neeaa yine mi ?
Erkek: Hayir onun da power dügmesine bassan
Kiz: Ya 1 saat bosuna mi ugastirdin beni ?
Erkek: Sen kendin ugrastin ben bisey demedim
Kiz: Neyse giriyo windows a ..
Erkek: Oooo windows bilirmiyiz )
Kiz: Biliorum biseyler heralde
Erkek: Girdi mi ?
Kiz: Girdi
Erkek: Ee ne istiosun ne ögretiim ?
Kiz: Yaaa ben nete girmek istiyorum nasi giricem?
Erkek: Senin modemin var mi ?
Kiz: Yok ben de o dediginden
Erkek: Sende diil bilgisayarda olcak zaten!
Kiz: Bilmem var mi??
Erkek: Off off bak simdi orda bilgisayarim yazan bi ikon var
Kiz: Ne var , ne var ??
Erkek: Ikon ikon , sen annamazsin ki simdi ... logo gibi bisey
Kiz: Heh var noldu ?
Erkek: Ona sag tusla tikla
Kiz: Sag tusuna basiyorum bisey olmuyo
Erkek: Nasil olmaz bas bi hemen açilacak ??
Kiz: Ee sag tusuna basiyorum klavyede bisey olmuyo
Erkek: Hayir fareyle tiklican
Kiz: Ayyy ben fare mare ellemem !!
Erkek: Offf bilgisayarin faresi mouse be mouse varya hani böle iki tuslu !
Kiz: Heeee ( d|l|l| d|l|l| ) ay bekle cebim çaliyo
Erkek: Cebine alarmi taktin ehehehhe
Kiz: Igrençsin !!!
( Arka Plan : Alo , aaaaaa Pino naber canim , bende iyiim nolsun , hiç
iste bilgisayar aldik gökhan onu anlatiyodu, ay sapikmisin telefonda
anlatiyo ne özel dersi, hadi çocuk bekliyo simdi bekletmiim sonra konusuruz
öptüm byebye )
Kiz: Heh geldim
Erkek: Hosgeldin bittimi konusman
Kiz: Evet kisa kestim , e nerde kaldik ?
Erkek: Simdi sen soganlari rendeliyodun ben de sosu firina veriodum
Kiz: Ne diosun sen ya ?!
Erkek: Nerde kalcaz sana fareyi anlatiyodum
Kiz: Heh anlat gerisini ben tikladim
Erkek: Orda gir özelliklere bak bi tane telefon resmi varmi yokmu
Kiz: Var da biraz eski bir telefon
Erkek: Tövbe tövbe!!!! resim o kizim eski yeni ne farkeder, simdi çevirmeli aga gir
Kiz: Neye neye ?
Erkek: Off bilgisayarima bu sefer sol tusla iki kez tikla, aman dikkat fareyle tikla
Kiz: Ben salak miyim ??
Erkek: Yok ben sadece söliim dedim
Kiz: Eee noldu tikladim ?
Erkek: Simdi kapa
Kiz: Niye açtirdin o zaman ??
Erkek: Bastan al
Kiz: Manyak misin sen ya ??
Erkek: Açtin mi ?
Kiz: Açtim
Erkek: Tamam sen bekle ben biseyler yiip geliyorum
...( 15 dakka sonra )
Erkek: Ben geldim kizim orda misin hala ??
(hmmm evet bence de, ya mango güzel de pahali biraz hmm ya ay dur
gökhan geldi galiba hadi öptüm baay ) geldim geldim.
Erkek: Heh geldin sinir sey napiim simdi hadi çabuk ol çikicam kizlarla
Kiz: Nereye ?
Erkek: Sana ne ya hadi !!!
Kiz: Iyi peki
Erkek: Orda çevirmeli ag diye bisey var ona çift tikla
Kiz: Tikladim
Erkek: Orda yeni baglanti yap var hepsine ileri ileri diyerek geç
Kiz: Ileri, ileri e geçmiyo bu
Erkek: Ya offf, Tiklican be tiklican !!
Kiz: Hee tamam
Erkek: Ee noldu simdi ? o yeni çikan seyi aç
Kiz: Açtim
Erkek: Telefon numarasi yazilan yere 146 yaz
Kiz: Yazmam
Erkek: Niye ?!
Kiz: P..... sitesi di mi orasi çok adisin !!
Erkek: Ya kizim internete girmedin ki ?!
Kiz: Girdim ya
Erkek: Girmedin daha !
Kiz: Sallama be !!
Erkek: Offf !!! oraya 146 yaz baglana tikla öle giricen
Kiz: Hee peki bak kötü bisey varsa ..
Erkek: Yok be yok !!
Kiz: Ee baglan dedim baplanmiyo
Erkek: Telefon hatti açik ondan
Kiz: Hattimi kim açmis ??
Erkek: Ben
Kiz: Niye açtin ?
Erkek: Yahu telefonla konusuyoruz ya
Kiz: Internete telefonla mi giriliyo
Erkek: Evet öyle biraz
Kiz: Hmm ozaman kapa da giriim
Erkek: Hadi kapatiyorum gir, giremezsen ara
Kiz: Ben aramam sen ara
Erkek: Yahu ben niye ariim ??
Kiz: Iyi be tamam! of! görüsürüz bay
Erkek: Bye..
SİZCE SONUÇ NE ???????

528
Hiç yüzünü görmeden âşık oldunuz mu birine? Ezelde âşık olmuşum sadece bir isme… ” Bu nasıl iştir ?! ” demeyin… Ben de bilmiyorum, ama oldu işte!..Her an şaşılacak işler olmuyor mu yerde ve gökte?..

Bir ismin peşinde koştum durdum yıllarca ümitsizce…

Acaba kimdir, bilir miyim, yüzünü görür müyüm? diye…

Ansızın karşılaşıverdim O’nunla zamanın bir yerinde…

Yer ve gökte ararken Öz’de buldum,

Sen’de ararken Ben’de buldum derler ya,

İşte öylesine…

Meğer ne de güzelmiş… Ey benim nazlı yarim, sevda çiçeğim, aşk bahçem… Ne yana dönsem, sadece Sen ! Yalnız Sen !

Mecnûnum, aşkından olmuşum bir divâne…

Bir varmış, Bir yokmuş, evvel zaman içinde, zaman hayal içinde.. Hani o vakitler çağırmıştın beni, gönülden sessiz ve gizlice ?.. ” Çiçeği dalından kim kopardı, seni BEN’den kim ayırdı ? Ben Gül’üm, sen bülbül, dön gel yine BEN’im ol ! ” diye…

Gelmez miyim Yâr, Belî ! elbette ! elbette !

İşte o gün bir yemin ettim ilâhi aşkımız üstüne…

Sözleştik O Arşın altında BİR’leşmek üzere…

Vakit o vakit, bugün neş’e var, aşk var evimizde…

Düğün dernek kuruldu Gül bahçemizde…

Melekler koşuşuyor bir telaş, pür telaş içinde..

Bir o yana, bir bu yana, hepsi de delicesine…

En güzel ilâhiler söylenirken o yüksek burçlarımda…

Güneş, ay ve yıldızlar raks eder semalarımda…

Bir bir çıkarıp attım o eski elbiselerimi de…

Kuğular gibiyim bembeyaz gelinliğimle…

İnciler taktılar sırma saçımın örgüsüne,

Sürmeler çektiler gözümün kısırdöngüsüne,

Gül suları serptiler aşkınla yanan şu zavallı göğsüme,

Taze gül yaprakları da dökülmüş üstüne… Mikâil tatlı bir meltem estiriyor başımda yine… Cebrâil hayretten secde etmiş, çok şaşkın bu işe,Ömründe hiç böyle aşk görmemiş mi ne?!.. İşte duyuyorum defler çalınıyor bir yerlerde, Sevdiğim sesleniyor, ” Bir AN’da, ansızın geliver ! ” diye…

Ne duruyorsun İsrâfil, artık şu Sûr’a üfle!

Varsın kıyamet kopsun külliyen alemde, bundan kime ne?

Aşk ile BİR olacağız, kâinat duysun ezelden ebede…

İşiten, gören, bilen herkes dâvetli bu düğüne…

Selâmun aleykum Azrail !

Çok sevindim seni gördüğüme…

Hazırım, gidelim…

Örtün artık şu duvağı yüzüme...

-Alıntı-

529
Edebiyat ve Şiir / Al yüregim Senin olsun...
« : Mart 06, 2008, 06:31:48 ÖS »
Al yüregim Senin olsun...
 
Sanat keskin bir cizgi,
Gülün yapragina duygularini isleyeceksin,
Doku bozulmayacak,
Gercek bir ask gibi...
Ben seni öyle sevdim,
Duygularim, düsüncelerimden bile mahrem,
Ben, Seni öyle sevdim,
Yeni katmerlesmis gül kadar beyaz,
Umut veren gözlerinden okudum sevdani,
Unutamazsin beni, unutamazsin,
Yüregim Seninle dolu aylardir,
Herseyi unutsan bile, beni unutamazsin...
Hatiralar isyan eder haksizliga,
Duygularim tutusturur dünyayi,
Seninle dolu dedigim yüregim susar,
Ellerin silmez olur gözyaslarini,
Yemin ederim...
Unutamazsin beni, unutamazsin...

Insan toprak icin süslenir...
Bir aldatmaca aslinda her sey,
Gercekler gizlemis kendini,
Akli olan sahibine yönelir...
Gercekler sihir, hisler gibi...
Insani tutsak eden gözlerin gibi,
Gönlüm gözlerine esir...

Hayat bir efsun,
Insani büyülemis yasamak,
Mor düsüncelerin ummaninda,
Unutmusuz kendimizi...
Sahi, neydi hayatin sirri?
Gönül goncalari dallarda cicek,
Unutma, hayat bir sonbaharla bitecek,
Ve her kalp ölümle kilitlenecek...

Senin sahibin benim de sahibim,
Duygularla bezenmis kainat,
Askla güzellesmis,
Sen benim alinyazimsin,
Unutamazsin beni, unutamazsin,
Kirpiklerin vurdu beni...

Okyanusa sigmayan anlamlarla dolu gözlerin,
Gözlerinin esiriyim,
Sakin düsürme kirpiklerini, sakin,
Kapanmasin...
Onlar, benim aynalarim...
Beni hayata baglayan onlar,
Cözemezsin...

Sen benim alinyazimsin,
Kursunlardan beter kahrin,
Sakin, efkarlanma benim gibi,
Dayanamam, aglama Sen...
Ikimiz, ah ikimiz birden aglayacak olsak,
Sönmüs yanardaglar tutusur...
Uzaklarda durma yabanci gibi,
Ellerin bilinmez hislerle titrek,
Koyu bir matem örtmüs güzelligini,
Bakislar ürkek...

Saclarini hoyrat eller dagitmis,
Hüzün yakismamis sana, gül biraz!
Bilmezdim lügatin kifayetsiz oldugunu,
Duygular lisanla anlatilamaz...
Insan toprak icin süslenir,
Güzelles, güzelles biraz...
Gözlerindi, beni Sana baglayan,
Ip uclari verirdi, duygularindan...
Sevda misralarla anlatilamaz...
Bak buharlasti gözlerin,
Ne olur dikkat et, dikkat et biraz...
Düsürürsen kirpiklerini,
Yorgun dünya, o yükü tasiyamaz...
Aldirma, sende olmus, bende olmus,
Suc, yorgan olsa kimse üstüne almaz...
Yasanacak günler var,
Gayret et, gayret et biraz...

Hüzün yakismamis Sana, gül biraz!
Gözlerin ipuclari veriyor duygularindan,
Ben onlarla baglanmisim hayata...
Anlamsiz bir gururun pencesindesin,
Bunlar misralarla anlatilamaz...
Gözlerin, gözlerin anlam dolu eskisi kadar...
Inat etme, kir zincirlerini,
Yaklas, yaklas biraz...
Atesi su söndürür,
Kara sevdayi vuslat...
Hadi tut ellerimden n'olur, tut biraz,
Yeni bir sayfa ac,
Lekesiz, anlamli kar gibi beyaz,
Insan toprak icin süslenir,
Güzelles, güzelles biraz...
Ask tezgahinda maneviyat,
Doku, doku biraz...

Yad eller duymus,
Umutsuz sevdalara tutsak yasadigimizi,
Yüregini cagiran sesleri dinle,
Dinle biraz...
Secdalarin icten ice büyümesi, catlatir cekirdegi,
Günesi görmeden tomurcuk acmaz,
Dudaklarim catlak, catlak,
Ben suyum ic, ic biraz...

Ask gurura galebe calmazsa cildirir,
Gönül terazisine koy duygulari,
Düsün, düsün biraz....


Sen benim alinyazimsin,
Hayatimin anlamisin,
Birlikte yürüyelim, sonsuza giden yollarda...
Sen yanimda oldukca gönlüm rahat...
Tut ellerimden n'olur, birakma,
Tut biraz...
Ufka bak,
Dipsiz mesafeler...
Hüvel baki!...
Aklini basina al...
Pembe hayaller yutar insani,
Önümüzde ucurumlar,
Yüreginden gelen sesleri
Dinle, dinle biraz...

Maneviyat!...
Insanin, dipsiz derinliklerindeki yitik hazine,
Birak gamsizligi,
Hayata bigane kalmak yanlis,
Insan toprak icin süslenir,
Kendini sorgula, sorgula biraz...

Hepimiz ayni sanatkarin eseriyiz,
Bazi davranislari akil almaz,
Gülün inadi, bülbülün aymazligi,
Öldürür arzulari,
yaklas, yaklas biraz...
Cile sefanin karsiligi degil,
Vuslat nasil bir duygu bilir misin?
Cekinme, kir duygularina vurulan zincirleri!
Arzular vardir bilirsin, anlatilamaz...
Ask, maneviyat tezgahinda dokunur,
Bizimkisi duygularin oyunu,
Al, yüregim Senin olsun,
Oyna, oyna biraz...
Yagmura susamis toprak gibisin,
Bak dudaklarin, catlak catlak,
Inat etme, kavrulursun,
Ben suyum,
Ic, ic biraz...





A.G.Y.

530
Ben Afyonluyum 10 yaşıma kadar orada büyüdüm afyonu iyi biliyorum tabii şehirin merkezini diger yerleri pek bilmem köyde çok hatıralarım var hepsini ben bıraktım hatıralarımı. mesela köyün okulunun köşesinde bir direk var yamuk 9 yaşında iken traktörle ben çarptım hala yamuk duruyor, sonra amcamın evine girdim traktörle,duvarı ördüler ama hala izleri duruyor daha neler neler yaşadım bu arada traktörle bir yerlere çarpma mayı yeni ögrendim 2 senedir hiç bir yere vurmadım traktörle  :D :D :D

afyonda bilmedigimiz sizin bildiginiz güzel yerler varsa bizimle paylaşırmısınız

531
Edebiyat ve Şiir / Sayın abonemiz!
« : Mart 06, 2008, 10:20:07 ÖÖ »
Sayın abonemiz! Aradığınız numara yanlıştır.Tamam insanoğlu yanlış yapabilir ama siz bir yığın yanlış içinde boğulmak üzeresiniz.Kendinizi kısa sürede toparlamanız, artık doğru istikamete yönelmeniz şarttır.Bakın şu iki günlük dünyada bütün mesainizi, dikkat ve gayretinizi dünyalık işlere sarfettiğiniz halde onaları da doğru dürüst beceremiyor; yanlış numarayı arıyorsunuz.
Biliyoruz eşinii arayacaktınız ama yanlış çevirdiniz! Zavallı kadın, bütün gün 4 çocuğa bakara bir oraya, bir buraya koşuşturuyor.Fakat sen ona bir kerecik "SENİ SEVİYORUM HAYATIM" bile demedin.Bu da başka bir yanlış.Hem de yanlışın alası....Günde 12-15 saatinizi işe ayırıyor, müşteri peşinde koşuyorsunuz ama sizin hayat arkadaşınız olan hanımefendiye sadece yarım saat bile ayırmıyorsunuz.
Çocuklar içinde öyle. Onlar sizin geleceğiniz ama siz eve ne zaman geleceksiniz? Sabah 6'da çıkıyor, gece 11'de geliyorsunuz. Sabah 6'da çıkıyorsunuz çocuklar uyuyor, gece 1'de geliyorsunuz çocuklar uyuyor. Eeeee, bu evlilikte uyuyor beyefendi!
Sayın abonemiz! Aradığınız numara yanlıştır ama keşke yanlış bir tek bu olsa...Akşama kadar ne yanlış numaralar peşindesiniz kim bilir! Yanlış çevrede yanlış kişilerle yanlış işler yapıyosunuz sayın abonemiz! Abonemiz olmasaydınız inanın bunları size söylemeyecektik, fakat madem abonemissiniz; o halde aboneliğinizi bilin ve yanlış numaraları bırakın!Sayın abonemiz! Aradığınız numara yanlıştır, daha farklı nasihatlar dinlemek istiyorsanız bir daha deneyin! Çünkü size söyleyecek çok şeyimiz var! Sizde bunca yanlış olduktan sonra bizde nasihat çok...
Allah doğruluktan ayırmasın sayın abonemiz!

532
Edebiyat ve Şiir / ATATÜRK ZAMAN MAKİNASI İLE 2008'e GELİR
« : Mart 06, 2008, 10:08:36 ÖÖ »
GÜNLERDEN BİR GÜN ZAMAN MAKİNESİNİ İCAD EDEN BİR MUCİD DENEMEK AMAÇLI OLARAK ATATÜRK'Ü , EŞİ LATİFE HANIMI VE ANNESİ ZÜBEYDE HANIIMI GÜNÜMÜZE IŞINLAR ...TAM BU SIRA TÜRKİYE'NİN AYDIN İNSANI VE ÇAPÇAĞDAŞ REKTÖRÜ ADAŞI PROF. DR MUSTAFA AKAYDIN İİLE KARŞILAŞIR VE ARALARINDA ŞU KONUŞMALAR GEÇER.......

REKTÖR:Aman tanrım ulu önder Atatürk de burada hoş geldiniz şerefler verdiniz efendim...

ATATÜRK:Sağol evladım.. Tükiye cumhuriyetinin muassır medeniyeltler seviyesine siz değerli aydınlar sayesinde ulaşacağını biliyordum zaten ...Evladım bu kalabalık nedir?

REKTÖR:çok önemli bir açıklamayı kamuoyuna duyuracağım paşam..

ATATÜRK:Güzeeel..fevkalade onurlandım ....Demek bilimsel buluşlarınızı,uluslar arası makalelerinizi,icadlarınızı buradan ilan ediyorsunuz .Zaten ünivrsiteler bilim yuvaları olmalı herkes fikirlerini özgürce tartışıp;terkipler,tahliller,tasnifler,deneyler ve gözlemler yapılarak bir sonuca ulaşılan yerler olmalı değil mi?

REKTÖR:Şey..şey.. evet.. evet öyle tabi mesala ben yaptığım inceleme ve araştırmalarım sonucunda başörtülü öğrencilerin başlarını KOPYA çekmek için örttüklerini tesbit ettim ve bu buluşumla prof olmakla kalmadım üniversteye rektör bile oldum...

ATATÜRK:Yaaa demek öyle ben de bizim LATİFE hanımın bu kadar okulu nasıl bitirip birçok yabancı dili anadili gibi nasıl konuşabildiğini anlayamamııştım şu senin buluşunla TÜRKİYE muasır medeniyetini yakalamayı bırak çoktan geride ırakmıştır herhalde?.....Güldürme beni evlat şakanın sırası değil.. hele birde senin şu ünivesiteni bir gezelim bakalım ..Düş önüme..

REKTÖR:Hay..hay.. efendim şeref duyarız... Yalnız eşiniz LATİFE hanım ve pek muhterem valideniz ZÜBEYDE hanım üniversiteye böyle girmeleri yasak...onları almak yasak...çünkü başları örtülü.....TÜRKİYE LAİKTİR LAİK KALACAK...

ATATÜRK:Bre sen benim kim olduğumu unuttun galiba ben BU DEVLETİN kurucusu ATATÜRK'ÜM..ben ilk cumhurbaşkanıyım ve çankaya'ya eşim latife hanım bırak baş örtüsünü çarşafla girmiştir ..Hem ben bu devletin başında iken cuma namazına da gittim gitmekle de kalmadım..camide cemaate hutbe bile verdim..Herhalde BALIKESİR HUTBEMİ okumuşsundur..şimdi beni laik karşıtlğyla mı suçlayacaksın ?..Eşim ve validem laik karşıtı mı demek istiyorsun?...

REKTÖR:Şey..kem küm....yani... gak guk..yani öyle demek istemedim ama eeeeeeeeeee.. TÜRKİYE LAİKTİR LAİK KALACAK...ülke bu şekilde yönetilmeye devam edilip ve oy kaygısı ile yasaklar kaldırılp üniversitelere özgürlük getirtilecek olması beni deli ediyor paşam kurtar bizi...özgürlük beni kudurtuyor yasaklar bol bol yasaklar olmalı ...bundan sonra ey millet !! Tesbitim sonucu siyasiler yakakkabı kiydiği ve siyasi simge olduğu gerekçesi ile üniversiyelere AYAKKABI İLE GİRMEK YASAAAK...hem yaptığım bilimsel tetkik ve tahliller doğrultusunda siyasi nesne olarak tesbit ettiğim su , gazoz,çay,cola turca üniversite ve kamu alanlarında içilmesini YASAKLIYORUUMM.....ayrıca siyaseti çağrıştıran ve laikliğe bilmem nereden aykırı olan konuşmayı,ciklet çiğnemeyi,çorbaya limon sıkmayı da YASAKLIYORUUUUM....BURADA BEN NE DERSEM O OLUR O KADAR .....OH BE RAHATLADIM..Şey özür dilerim sizi unttum paşam sizi dinliyorum...

ATATÜRK:BEN NİCE HARPLEDE BULUNDUM VE ZAFERLER KAZANIP DÜŞMANI MAĞLUB ETTİM AMA SENİN ŞU CAHİLLİĞİN BENİ MAĞLUB ETTİ.. BEN ''HAKİMİYET KAYTSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR ''DEDİM SEN ''hakimiyet kayıtsız şartsız rektörün, askerindir ''olarak anlamışsın HEM ANLADIĞIM KADARIYLA HALKI CAHİL SANIYOR VE KÜÇÜMSÜYORSUN..UNUTMAKİ BEN KURTULUŞ SAVAŞINDAKİ TEK DAYANAĞIM CANIMDAN AZİZ BİLDİĞİM TÜRK HALKIYDI ..ŞİMDİ ÇOOK MÜTEESSİRİM NASIL OLYOR Kİ KURTULUŞ SAVAŞININ KAHRAMAN KADINLARINDAN ŞERİFE BACIYI, KARA FATMAYI, ELİFLERİ VE DAHA NİCELERİNİ BAŞI ÖRTÜLÜ ,TESETTÜRLÜ OLRAK DÜŞMANA KARŞI SAVAŞITIRIRKEN ONLARIN TORUNLARI AYŞELERİ ,ELİFLERİ FATMALARI BAŞI ÖRTÜLÜ TESETÜRLÜ DİYE ÜNİVERSİTEYE ALMZSIINIZ..İDRAKİM DURDU ÜMİTLERİMİ YIKTINIZ AMA BU NECİP MİLLETİM SİZE GERÇEK CEVABI ER VEYA GEÇ VERECEKTİR......

REKTÖR:Yaassaak kardeşim yassak

lleey lley looomm hebele hübülü laiklik dı tıs dım

MUCİD ALEL ACELE GELEN VE BİR OKADAR YORGUN VE MUTSUZ GÖRDÜĞÜ ATATÜRK'Ü ZAMANINA GERİ GÖNDERİR VE ATASININ RİCASI ÜZERE ZAMAN MAKİNASINI ORTADAN KALDIRIIR ..

DALDA DÜŞMESİ YASAKLANANAN VE LAİKLİĞE AYKIIRI KABUL EDİLEN ÜÇ ELMA DÜŞMÜŞ..BİRİ YASAKÇILARIN BAŞIINA...BİRİ ÖZGÜLÜKÇÜLERİN BAŞINA ..... BİRİDE SABIRLA BU MESAJI OKUYANLARIN BAŞINA

533
DİNİ HİKAYELER VE YAZILAR / 40 Yasındasın....
« : Mart 06, 2008, 09:51:37 ÖÖ »
40 Yasındasın....
 

Rahmetini umarak
Günahkar bir dille;
Allah Azze ve Celle

Ya Rasulallah,
Âlemlere rahmet hayatın geçiyor kalbimizden,
Kalbimizden seyrediyoruz seni.

İşte
Bir yaşındasın,
Beni Sa'd yurdundasın
Sana süt anne olmadı kadınlar
Bu yüzden dargın bulutlar
Bir damla yağmur indirmiyor
Kıtlık hüküm sürüyor Beni Sa'd yurdunda
Minicik bir bulut var gökyüzünde
Sana aşık...
Ayrılmıyor başucundan
Ve insanlar yağmur duasında...
Hz.Halime kucağına alıyor seni
Yeryüzünde bir gölgelik...Seni güneşten korumak için
Oysa minicik bulut gökyüzünde
Sana meftun, sana kilitli...
Ve dua eden rahibin kucağındasın
Dünyalar güzeli gözlerine bakıyor rahip
Kıtlığı da unutuyor, yağmuru da, duayı da
Ama sen unutmuyorsun
Uğruna canlarımız feda o gözlerinle gökyüzüne bakıyorsun
O minicik bulut ilişiyor bakışlarına
Büyüyor, büyüyor...
Sonra nazlı, nazlı yağmur damlaları iniyor buluttan
Fakat çoğusu bilmiyor yağmurun geliş sebebini
Çoğusu bilmiyor seni...

Altı yaşındasın
Medine-i Münevvere yolundasın
Yanında aziz annen ve Ümmü Eymen
Yetimliğini hissediyorsun baba kabristanında
Sonra yolda, Ebva'da öksüzlük karşılıyor seni
Mekke'ye annesiz giriyorsun
Abdulmuttalip bir başka seviyor seni
Ebu Talip bir başka seviyor

Ya Rasulallah
Mekke çocukları annelerine seslenirler miydi senin yanında
Onlar anne deyince sen yere mi bakardın
Mekke rüzgarları kaç gece gözyaşlarını taşıdı Ebva'ya
Kaç gece anne diye hıçkırdın
Efendim!
Senin yerine de anne dedik annemize
Senin yerine de baba dedik

Yirmi beş yaşındasın
Ve bambaşkasın
Kimse sana denk değil
Şefkat yayıyor kokun
Güven veriyor sesin
Sen Muhammed-ül Emin' sin

Otuz üç yaşındasın
Dalga dalga rahmet var

Otuz beş yaşındasın
Hadi gel bekletme yar
İniltiler çalıyor kapısını göklerin
Hadi gel bekletme yar
Sinesi çatlayacak Rasul bekleyenlerin...
Hadi gel ey Yâr!
Nurdağına davet var

İşte
Kırk yaşındasın
Hira Nur dağındasın
Cibril iniyor göklerden
Ve nokta nokta her yerden salat, selam yükseliyor
Sen kâinatın yüreğinden hasretle kopan ' Ah! ' sın
Karanlık gecelerimize sabahsın
Sen Nebiyullahsın
Sen Habibullahsın
Sen Rasulullahsın

Niye incittilerki seni sultanım
Niye işkence yaptılarki sana
Ebu Talip öldü diye mi bu pervasızca saldırılar
Himayesiz kaldın diye mi
Kabe'deki ağlayışın geliyor gözümüzün önüne
' Amca yokluğunu ne çabuk hissettirdin ' diyişin
Haremde namaz kılışın geliyor aklımıza
Başına pislikler saçılıyor
Başlar feda o mübarek başına
Nasipsizler sana bakıp nasıl da gülüyorlar
Biri koşuyor Mekke sokaklarından sana doğru
Biri koşuyor ama sanki yere inmiş Arş-ı Âla
' Bu koşan kimdir ' diye bir soru dolaşıyor boşlukta
Bu koşan kim?
Ve cevap veriyor biri:
Muhammed' in kızı Fatımatüz-Zehra
Velilerin anası...
Yüzünü gözünü siliyor biricik kızın
Sana yeryüzünde en çok benzeyen
Gülmesi sen, ağlaması sen
' Ağlama kızım ' diyişin geliyor aklımıza
Niye çıkardılar ki yurdundan seni
Himayesiz kaldın diye mi
Onlar bilmiyorlar mıydı seni himaye edeni
Seni yetim bulup barındıranı
Seni alemlere rahmet kılanı
Onlar deli diyorlardı sana, sen susuyordun
Mecnun diyorlardı, şair diyorlardı, sen susuyordun
'Seni bizim elimizden kim kurtaracak' diyorlardı
Sen,
Sen ' Allah! ' diyordun
Allah Azze ve Celle
Semayı haşyet kaplıyordu
Sen ' Allah! ' diyordun
Arş-ı Âla titriyordu
Bedir' de ' Allah! ' diyordun
Üç bin melek iniyordu alaca atlarda
Yüz yirmi beş bin sahabi:
' Anam babam sana feda olsun ' diyordu

Ya Rasulallah
Medine-i Münevvere sokaklarında yürüyordun
Neccar Oğulları'nın küçük kızları seni görünce
Sevinçten ne yapacaklarını bilememişlerdi
' Beni seviyor musunuz ' diye sormuştun onlara
' Seni çok seviyoruz Ya Habiballah ' demişlerdi
Sen de:
' Allah biliyor ki ben de sizi çok seviyorum' demiştin
Bu gün yaşayan gençler var
Neccar Oğulları'nın kızları diğil belki
Ama seni onlar da çok seviyor
Gözyaşlarından belli ki seni canlarından çok seviyorlar
Senden başka kimseleri yok
Allah biliyor ki sen onları da çok seviyorsun

Altmış üç yaşındasın
Refik-i Âla duasındasın
Senin için siyah yünden çizgili bir cüppe dokunmuştu
Kenarları beyazdı
Onu giyerek ashabının yanına çıkmıştın
Ve mübarek ellerini dizine vurarak:
' Görüyor musunuz ne kadar güzel ' demiştin
Meclisinde bulunan biri sana seslenmişti:
' Anam babam sana feda olsun ya Rasulallah, onu bana ver '
Niye istemişti ki senden sevdiğini bile bile
İstendiğinde katiyyen ' hayır ' demediğini bile bile
' Peki ' dedin o zata
Ve sen yine yamalı, eski cübbeni giydin
Dostuna kavuşmana bir hafta kalmıştı
Aynı cübbeden yine yine diktiler
Ama giyinmek nasip olmadı
Haberler uçurmuştun Ebu Hureyre' nin diliyle:
' Benden sonra öyle kimseler gelecek ki, keşke peygamberi görseydik de ne malımız ne evladımız olsaydı diyecekler '
Ve Hz. Enes ile paylaşmıştın özlemini
' Beni görmedikleri halde bana iman eden kardeşlerimi görmeyi çok isterdim'

Sultanım!
Ey Medine minberinde ' ümmeti, ümmeti ' diye hüznü giyen sevgili
Ey Mekke mihrabında alemler hesabına ' Allah! ' diyen sevgili
Bize lütfu ilahi bahşedilen kapına diz çöktük, bey' at ettik
Rabbinden bize ne getirdi isen amenna
Duyduk, itaat ettik

Ya Rasulallah
Sen hâlâ kırk yaşındasın
Ve hâlâ ümmetinin başındasın...
 
 
 

 
 

Dursun Ali Erzincanlı

534
ALLAH,
> >> >>Bu maili aldığımda düşündüm ki....
> >> >>Bunun için zamanım yok... Hele de çalışırken
> >> >>Sonra böyle düşünmenin kesinlikle günümüzde birçok problemin
> >> >>kaynağı olduğunu fark ettim
> >> >>
> >> >>Biz Allah'ı Cuma günleri mescide sığdırmaya çalışıyoruz...
> >> >>
> >> >>Belki cuma gecesi... ve, nadiren kalkılsa da Sabah namazlarına....
> >> >>
> >> >>Hastalıklarımız, zayıflıklarımızda etrafımızda olsun istiyoruz....
> >> >>ve, hiç şüphesiz, cenazelerde.
> >> >>
> >> >>Maalesef, O'nun için işte, oyunda yerimiz ve zamanımız yok...
> >> >>
> >> >>Çünkü... işlerimizi kendimiz halledebiliriz düşüncesi hayatımıza girmiş.
> >> >>
> >> >>Allah beni affetsin, O'nun hayatımda ilk sırada olmaması
> >> >>gerektiğini kabul ettiğim yer vezamanların varlığından dolayı.............
> >> >>
> >> >>Her zaman O'nun bizim için yaptıklarını daima hatırlayacak
> >> >>zamanlarımız olmalı.
> >> >>
> >> >>Bu mesajı idrak ettiyseniz paylaşın!!
> >> >>
> >> >>Evet, ALLAH'ı çok seviyorum.O benim var olma ve kurtulma
> >> >> kaynağım.Beni her gün ayakta tutuyor. Onsuz hiçbirşeyim
> >> >>
> >> >>Çok basit bir test.
> >> >>Eğer Allah' ı seviyorsanız ve O'nun sizin için gerçekleştirdiği
> >> >>muhteşem şeylerden utanmıyorsanız....bunu arkadaşlarınıza
> >> >>iletin.Bunun için zamanınız var mı?kolay zora karşı..
> >> >>Gerçekleri söylemek neden bu kadar zor, aynı zamanda yalanları
> >> >>söylemek de bu kadar kolay?
> >> >>
> >> >>Neden namazda uykuluyuz da bitince aniden uyanıveririz? Böyle
> >> >>mesajları paylaşmak varken silmek neden kolayımıza gelir?
> >> >>Karşılıksız alabileceğimiz ne iyi hediye namazımızdır.
> >> >>Hem masrafsız ve ödülleri demuhteşemdir.

> >> >>Ne gariptir, ALLAH'a inandığını söyleyip de şeytanın peşinden gitmek

> >> >>Ne gariptir, fıkraları çılgınca paylaşırız, mesajlar havalarda
> >> >>uçuşur da iş islamiyetle ilgili bir mesajın iletilmesine geldiğinde
> >> >>iki defa düşünürüz.

> >> >>Bu mesajı gönderirseniz, adres listenizdeki herkese gönderecek misiniz?
> >> >>
> >> >>Yoksa ne tepki vereceğini bilmediğinizden ya da emin olmadığınızdan
> >>
> >> >>göndermeyecek misiniz?
> >> >>
> >> >>Allah'ın bizim için ne düşündüğünden çok insanların bizim için ne
> >> >>düşündüğüne önem vermemiz Ne gariptir. ?
> >> >>
> >> >>Bir asker,namaz kılan (en zor şartlarda bile terk etmeyen) diğer
> >> >>askere sordu
> >> >>
> >> >>:'-Arkadaş kaçıncı asırda yaşıyoruz ? Niçin kendini zahmete sokup
> >> >>her gün 5defa namaz kılıyorsun.
> >> >>
> >> >>Namaz kılan asker, tam o sırada uzaktan görünen teğmeni gösterdi:
> >> >>
> >> >>Şu insan; niçin yanından geçerken toplanıyor, selam veriyor ve
> >> >>bütünemirlerine itaat ediyorsun.
> >> >>'yat'dese yatıyor, 'kalk' dese kalkıyorsun? O da senin gibi iki
> >> >>ayağı, iki eli ve bir başı olan bir insan değil mi?'
> >> >>
> >> >>
> >> >>Diğer asker cevap verdi: '-Evet! O da benim gibi bir insan ama
> >> >>rütbesi var,omuzun da yıldızı var'
> >> >>Namaz kılan askerin cevabı müthişti:'-Ey arkadaş!Sen omuzun da bir
> >> >>tane yıldızı var diye senin gibi bir insana itaat ediyorsun da ben,
> >> >>yerdeki kumlar adedince yıldızları olan ve hepsini tespih tanesi
> >> >>gibi kudret eliyle-- çeviren bir zata niçin itaat etmeyeyim?Niçin
> >> >>namaz kılıp emrini yerine getirmeyeyim?'*
> >> >>
> >> >>selam ve dua ile
<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<<
 
 

535
DİNİ HİKAYELER VE YAZILAR / Zulmü Alkışlayamam
« : Mart 06, 2008, 09:38:50 ÖÖ »
Zulmü alkışlayamam, zâlimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdâdıma saldırdı mı, hattâ boğarım!..
- Boğamazsın ki!
- Hiç olmazsa yanımdan koğarım.
Üç buçuk soysuzun ardında zağarlık yapamam;
Hele hak nâmına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir âşıkım istiklâle,
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lâle!
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırma da geç git, diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!
Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu...
İrticâın şu sizin lehçede ma'nâsı bu mu?

Mehmet Akif Ersoy


 
 
DAYAN KALBİM

Seni dağladılar, değil mi kalbim,
Her yanın, içi su dolu kabarcık.
Bulunmaz bu halden anlar bir ilim;
Akıl yırtık çuval, sökük dağarcık.

Sensin gökten gelen oklara hedef;
Oyası ateşle işlenen gergef.
Çekme üç beş günlük dünyaya esef!
Dayan kalbim üç beş nefes kadarcık!

NECİP FAZIL KISAKÜREK
 
 
 
SEVGİ SOFRASI

LÜTFEN DİKKATLİ OKUYUN!

Bir gün sormuşlar ermişlerden birine:

- Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?

- Bakın göstereyim, demiş, ermiş.

Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra

hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak

çorbalar gelmiş ve arkasından da 'derviş kaşıkları' denilen bir metre

boyunda kaşıklar.


Ermiş sofradakilere, "Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz." diye

bir de şart koymuş. "Peki!" deyip içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne?

Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar

ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar

sofradan.

Bunun üzerine, "Şimdi.." demiş ermiş:

- Sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe.

Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş

oturmuş sofraya bu defa. "Buyrun." denilince, her biri uzun boylu kaşığını

çorbaya daldırıp, sonra karşısındaki kardeşine uzatarak içirmiş. Böylece

her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan.


"İşte!" demiş ermiş ve eklemiş:

- Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse, o aç

kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa, o da kardeşi tarafından

doyurulacaktır. Şüphesiz ve şunu da unutmayın, hayat pazarında alan

değil,veren kazançtadır daima.


DÜŞÜNÜN! SİZ BU SOFRADAN DOYARAK MI KALKARDINIZ YOKSA AÇ MI?

GÖNLÜNÜZDEN VE YÜZÜNÜZDEN SEVGİ EKSİK OLMASIN!

 
 
KALBİM Kİ KÖRDÜR istediğinden gayrısına…!!!
İstediğinin hayır mı yoksa şer mi olduğuna…
Beni kalbimin ellerine bırakma Ya Rabbi..
Kalbimin elinden çektim çekeceğimi yıllarca…
Şimdi dönüp içimde bir karanlık görüyorsam
Ve bu karanlığın korkusuyla
AYDINLIK SANDIGIM,
HER KÜÇÜK YILDIZ BÖCEĞİNE KOŞUYORSAM
Bunu acizliğimin duası say Ya Rabbim...
Cahilliğimi bağışla
Ve ihtiyacı neyse onunla nimetlendir kalbimi…
Gözümün pınarında her daim yaş hazır bekliyor.
Yürek sanki bir açık yara, ne değse sızım sızım sızlıyor.
Canı yanınca feryad ediyor insan
Canı yanınca yanında kim varsa ona uzanıyor
Şifa senin elindedir Ya Rabbi.
Yanlış adreslerden çevir adımlarımı
DENENMİŞ YALNIŞLARLA,
YENİDEN YALNIŞA DÜŞÜRME BENİ..
Ben külhanbeyi cümlelerini çok kurdum
Külhanbeyliğine soyunup
kul olduğumu hatırladığım yollarda çokça yoruldum
Şimdi birkaç hayat yaşamışçasına yorgun
Birkaç hayat yaşamışçasına bitiksem
Suçlu aramaya ne hacet
Suçlusu benim
Ben hem kendi hayatımın
HEM YİTİRDİĞİM ZAMANIN KATİLİYİM.
Şimdi ben adına herşeyimi tüketmiş kapında duruyorum
Bir aralasan rahmet perdeni diye dua dua bekliyorum
Ne hakkım var istemeye ne yüzüm biliyorum…
Lakin senin keremine sınır konmaz.
Senin rahmetin öyle bir deryadır ki
benim günahlarım ona bent olmaz.
Affet Ya Rabbi
Affınla yeniden yeşert kalbimi…
Affet Ya Rabbi
İSRAF ETMEME İZİN VERME KENDİMİ...

AMİN..AMİN..AMİN...

536
DİNİ HİKAYELER VE YAZILAR / ~~*~~DEDİM Kİ, ÇOK YALNIZIM~~*~~
« : Mart 06, 2008, 09:22:08 ÖÖ »
~~*~~DEDİM Kİ, ÇOK YALNIZIM~~*~~


Dedim ki: "Çok yalnızım."
Dedi ki: ... فَإِنِّي قَرِيبٌ "Ben ki sana çok yakınım." Bakara-186

Dedim ki: "Evet biliyorum, sen bana yakınsın ama ben senden uzağım, keşke ben de sana yakın olabilseydim.
Dedi ki:

وَاذْكُر رَّبَّكَ فِي نَفْسِكَ تَضَرُّعاً وَخِيفَةً وَ دُونَ
الْجَهْرِ مِنَ الْقَوْلِ بِالْغُدُوِّ وَالآصَالِ

"Rabbini sabah akşam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret." Araf-205

Dedim ki: "Bu da senin yardımını ister."
Dedi ki: أَلَا تُحِبُّونَ أَن يَغْفِرَ اللَّهُ لَكُمْ "ALLAH'ın sizi bağışlamasını istemez misiniz?" Nur-22

Dedim ki: "Tabii ki, beni affetmeni çok isterim."
Dedi ki: وَاسْتَغْفِرُواْ رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُواْ إِلَيْهِ "(Öyleyse) Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O'na tövbe edin. Gerçekten benim rabbim, esirgeyendir, sevendir." Hud-90

Dedim ki: "Çok günahkârım, bu kadar günahla ben ne yaparım?"
Dedi ki: أَلَمْ يَعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ هُوَ يَقْبَلُ التَّوْبَةَ عَنْعِبَادِهِ
"ALLAH'ın, kullarının tövbesini kabul edeceğini ve ALLAH'ın tövbeyi çok kabul eden ve pek esirgeyen olduğunu hâlâ bilmezler mi?" Tevbe-104.

Dedim ki: "Defalarca tövbe edip tövbemi bozdum, artık yüzüm kalmadı."
Dedi ki: اللَّهِ الْعَزِيزِ الْعَلِيمِ غَافِرِ الذَّنبِ وَقَابِلِالتَّوْبِِ
"ALLAH aziz ve bilendir, o günahları bağışlayan ve
kullarının tövbesini kabul edendir." Ğafir-2/3.

Dedim ki: "Bunca günahım var, hangisinin tövbesini yapayım?!"
Dedi ki: إِنَّ اللَّهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعًا "ALLAH bütün günahları bağışlayandır." Zümer-53.

Dedim ki: "Yani, yine gelsem, yine beni bağışlar mısın?"
Dedi ki: وَ مَن يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ اللّهُ
"ALLAH'tan başka günahları bağışlayacak olan yoktur." Ali İmran-135.

Dedim ki: "Ne kadar güzelsin ALLAH'ım! Bilmiyorum bu sözlerin karşısında niçin böylesine içim içime sığmıyor ve erimeye başlıyorum, seni çok seviyorum."
Dedi ki: إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ التَّوَّابِينَ وَ يُحِبُّالْمُتَطَهِّرِينَ
"Şüphesiz ki ALLAH tövbe edenleri ve temizlenenleri sever." Bir de "İlahım ve Rabbim, benim senden başka kimim var" dedim.
Rabbim de: أَلَيْسَ اللَّهُ بِكَافٍ عَبْدَهُ
"ALLAH kuluna yetmez mi?" (Zümer-36) dedi.

Dedim ki: "Sen ki, beni bu kadar çok seviyorsun ve bana karşı bu kadar iyisin ben ne yapabilirim?
Dedi ki:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اذْكُرُوا اللَّهَ ذِكْرًاكَثِيرًا
وَسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَأَصِيلًا هُوَ الَّذِي يُصَلِّيعَلَيْكُمْ
وَمَلَائِكَتُهُ لِيُخْرِجَكُم مِّنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ
وَكَانَبِالْمُؤْمِنِينَ رَحِيمًا

"Ey iman edenler!
ALLAH'ı çokça zikredin. Ve O'nu sabah - akşam tesbih edin. Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için üzerinize rahmetini gönderen Odur.
Melekleri de, size istiğfar eder. ALLAH, müminlere karşı çok merhametlidir." Ahzap-41/43.

 

537
DİNİ HİKAYELER VE YAZILAR / Fethullah Gülen(1941-......)
« : Mart 06, 2008, 09:12:26 ÖÖ »
1941 Doğum Yılı:
Fethullah Gülen, resmî nüfus kaydına göre 27 Nisan 1941'de, Erzurum ili, Hasankale (Pasinler) ilçesi, Korucuk köyünde dünyaya geldi.



1945 Kur'an Öğrenmeye Başladı
Annesinden 4 yaşında Kur'an öğrenmeye başladı ve kısa zamanda Kur'an'ı hatmetti.
"Benim ilk Kur'an hocam validemdir. Kendi anlattığına göre bana dört yaşımda Kur'an okumayı öğretmiş. Bir ay içinde de hatmettiğimi söyler. Ben, hatmettiğimi hatırlamıyorum. Ancak bütün köylüye yemek verdiler. Birisi de bana "Senin düğünün oluyor" dedi. Utandım, ağladım







1946 İlkokula Başladı
"O sıralarda köyümüzde ilkokul yoktu. Şu anda da mevcut olan caminin bitişiğindeki medreseyi, sınıf olarak kullandılar. Gündüzleri çocuklara, geceleri de yaşlı erkek ve kadınlara orada okuma-yazma öğretiyorlardı. O yaşlı başlı insanların durumunu pencereden seyreder gülerdim. Bana halleri çok tuhaf gelirdi. Yaşım tutmadığı için ilk sene beni okula almadılar. Okula gittiğimde yaşım yine tutmuyordu; fakat devam ettim. İki veya üç sene okula gittim."

1949 İlkokul Günleri ve Yarıda Kalan Eğitim
Babasının 1949 yılında Alvar Köyü'ne imam olması ve ailesinin oraya taşınması nedeniyle ilkokulu bırakmak zorunda kaldı ve daha sonra dışarıdan tamamladı.

"İki buçuk sene kadar okuduktan sonra okuldan ayrıldım. Babam, İmam olarak Alvar'a gittiği için biz de ailece oraya taşındık. Bir daha da okula gitmedim. Bir ara Korucuk'a gelmiştim. Bu kadın öğretmen beni görmüş ve "Ben seni dördüncü sınıfa geçirdim" demişti. Fakat onun bu jesti de fayda etmedi. Okula gitmedim. İlkokulu daha sonra, Erzurum'da dıştan imtihanla bitirdim."


1951 Hafızlık Çalışmaları
Babası Ramiz Hocaefendi'den Arapça dersler aldı ve hafızlığını tamamladı.

"Ev işlerinden ve hayvanları gütmekten vakit bulabildiğim ölçüde ezber yapabiliyordum. Buna rağmen iyi çalıştığım günler yarım cüz kadar ezberleyebiliyordum. Zaten yazın vakit bulmam mümkün değildi. O kış hıfzımı tamamladım." (Küçük Dünyam)

"Ben şahsen hafızım ve hayatımda iki defe hafızlık yapanlardanım. Bir, on küsur yaşlarındayken babam yaptırmıştı. Bazı sebeplerden ötürü üzerinde duramadığımdan tamamen unutmuştum. Daha sonra 1980'lerde tekrar dört ayda hafız oldum. Fakat kemâl-i samimiyetle söylemeliyim ki, onu her okuyuşta yeni yeni ufuklar, yeni yeni kıtalar keşfediyor gibi oldum. Ona gönlünü veren herkesin de aynı şekilde düşündüğünü zannediyorum. Elverir ki, mânâya âşina olarak ondaki ilâhi maksatlar takip edilebilsin ve biraz da –daha önce de bahsettiğim gibi- konsantrasyon içinde ciddî bir biçimde okunsun. (Prizma-4, Kasım 2003)"

1955 Erzurum'daki Talebelik Günleri
Kurşunlu Camii Medresesindeki Sadi Efendi'nin yanından ayrıldı ve Kemhan Camii yanındaki medresede 6 ay kadar okudu. Oradan da ayrıldı ve Taşmescid'e gitti. Metruk haldeki Ahmediye Camii'nde kendi imkanlarıyla bir oda hazırlayarak Zinnur adında bir arkadaşıyla oraya yerleştiler. Burada Osman Bektaş Hoca'dan ders almaya başladı.Edirne'ye gidinceye kadar hep burada kaldı.

"Sadi Efendi ile aramızda bir ara huzursuzluk oldu neticede, medreseden ayrılmaktan başka çarem kalmadı. " Sadi Efendi'nin yanından ayrılınca Kemhan Caminin yanındaki medreseye gittim. Zaten eşya olarak sadece bir sandığım vardı. Bu medresede beş-altı arkadaş kalıyorduk. Eğer birinin misafiri gelirse, yatacak yerimiz kalmazdı.

Sadi Efendinin yanından ayrılınca Osman Bektaş Hocanın yanına gittim. Osman Hoca fıkıhta hakikaten üstattı. Zaten müftülüğe bir müstefti (fetva sormak isteyen) gelirse, o sırada müftü olan Sadık Efendi kapıcıyı gönderir ve Osman Hoca'yı müftülüğe çağırırdı. Meşguliyeti fazla olan bir insandı. İmkanları da iyiydi.Osman Hoca beni izhardan başlattı. Bir iki ders okuduktan sonra "Molla Fethullah! Seni bu derslerle meşgul etmeyelim. Sen de Cami oku" dedi."

1957 Risale-i Nurlarla tanışma
Erzurum'da talebelik yıllarında Bediüzzaman'ın yanından gelen Muzaffer Arslan'ın sohbetlerine katılması üzerine risaleleri tanır ve bir daha da sohbetlere katılmaktan geri kalmaz. Ramazan vesilesiyle Amasya, Tokat ve Sivas taraflarını dolaşarak vaazlar verdi ve sohbetler yaptı.

"Kırkıncı Hoca, bana, Selahattin ve Hatem'e Bediüzzaman Hazretlerinin yanından birisi gelmiş, akşam sohbet yapacak, oraya gidelim" dedi. Teklifini hemen kabul ettik. Çünkü, Bediüzzaman'ın yanında bulunmuş bir insanı ilk defa görecektik. Bu da bizim için çok cazip ve orijinal bir hadiseydi.





Mehmet Şergil'in terzi dükkanına geldik. Burası, iki kilimden biraz daha genişçeydi. İlk gece veya ikinci gece orada bulunanlardan aklımda kalan isimlerden bazıları, Mehmet Şevket Eygi, Esat Keşafoğlu ve Osman Demirci'dir. Şevket Eygi, yedek subaylık yapıyordu. Esad Keşafoğlu ise o sırada üsteğmendi. Bediüzzaman Hazretleri, Muzaffer Arslan'a "şark'ı bir dolaş gel" demiş o da Sivas, Erzincan ve Erzurum'u dolaşmaya gelmişti. 15 gün kadar Erzurum'da kaldı. İlk gece Hücumat-ı Sitte okundu. Ertesi gün Beşinci Şua'dan ders yapıldı. Bizimle gelen mollalardan bazıları, oradaki tevillere itiraz ettiler ve bir daha gelmediler. Fakat anlatılanlar beni iyice sarmıştı. Bilhassa Muzaffer Arslan'ın bir sahabe hayatı yaşaması, sadeliği ve samimiyeti bana çok tesir etti. Ben zaten sahabe aşığı bir insandım. Onu görünce, işte aradığım insanları buldum, dedim ve bir daha da ayrılmayı düşünmedim.
Muzaffer Arslan'ın pantolonunun iki dizi de yamalıydı. Ceketi de işte ona göreydi. Tabii ki bu sadelik bana apayrı duygular ilham ediyordu. Ayrıca ibadette derinlik vardı. Namaz kılışları, dua edişleri bana bambaşka görünmüştü. Derse gelip gidenlerden Çiğdem Bakkalı'nın sahibi bir Zeki Efendi vardı. Onun dua edişi de çok hoşuma giderdi. Yürekten dua etmesine bayılırdım. Ne kadar zaman geçti bilmiyorum; fakat kısa bir müddet zannediyorum. Üstad'dan Erzurum'a bir mektup geldi. "Mektup kime hitaben yazılmıştı? Üstad bu mektubu kime dikte ettirmişti?" hatırlamıyorum. Fakat selam gönderdiği isimler vardı. Sonunda da Fethullah ile Hatem'e de selam deniyordu. Ben adımın zikredildiğini duyunca ayaklarım yerden kesildi zannettim; o kadar sevinmiştim. Hayatımda o derece sevindiğim çok az vakidir. Şimdi o mektup nerdedir, kimdedir, onu da bilmiyorum. Ancak bu bana yetmişti. Sohbetlere gitmeyi bir daha terk etmedim."

1959 Erzurum'dan Edirne'ye Gitti
Erzurum'dan ayrılarak Edirne'ye gitti. Edirne'de Hüseyin Top hocanın yardımıyla çevre edindi. Girdiği imtihanları kazandı, ancak askerliğini henüz yapmadığı için 6 Ağustos 1959'da resmen Üçşerefeli Cami ikinci imamlığına tayin edildi. İki buçuk sene Üçşerefeli Cami'nin bir penceresinde kaldı.




1962 Askerlik Günleri ve Hava Değişimi
Acemi eğitim dönemini Ankara Mamak'ta tamamladıktan sonra dağıtım yeri İskenderun'a çıktı. Burada hastalandı ve hava değişimiyle, 4 yıl önce ayrıldığı Erzurum'a gitti. Hava değişimi sırasında Erzurum'daki camilerde vaaz verdi. Usta erlik dönemini İskenderun'da geçiren Fethullah Gülen burada vaazlar verdi. Bir vaazı bahane edilerek mahkemeye sevk edildi. Yeni İstiklal Gazetesi olayı manşetten duyurdu. Mahkemece aklandı. Ancak disiplin cezası olarak 10 gün askeri hapishanede yattı. Hastalandı. Rapor alarak tebdil-i hava için Erzurum'a geldi. Askerliğinin bitmesine 34 gün kala terhis edildi.

1964-1966 Yeniden Edirne'ye Dönüş,Kırklareli ve İzmir'e Tayin
Askerden sonra yaklaşık 1 sene Erzurum'da kaldı. Daha sonra yeniden Edirne'ye döndü ve 4 Temmuz 1964 günü Dar'ül Hadis camiinde Kur'an Kursu öğretmeni ve fahri imam olarak göreve başladı.Şimdi Profesör olan Suat Yıldırım o zamanlar Edirne müftüsü oldu. Bir ev tutup beraberce kaldılar. Darulhadis Camii'nin imam odasında özel sohbetler başlattı.Edirne'de 1 yıl geçmişti.Kırklareli'ne tayin istedi ve 31 Temmuz 1965'te Kırklareli merkez vaizliğine tayin edildi.1966'da İzmir merkez vaizliğine tayin edildi. Bundan ayrı olarak, Kestanepazarı Derneği Kur'an kursunda gönüllü öğreticilik ve belletmenlik yapmaya da başladı.


18.02.1968 İlk Kez Hacca Gitti
İzmir Kestanepazarı Kur’an Kursunda hocalık yaparken Diyanet İşleri Başkan Vekili Lütfü Doğan kendisini telefonla arayarak Diyanet Görevlisi olarak hacca gönderileceği söyleyince o sene ilk kez hacca gitti. 1968 Yılı Kurban ve Hac mevsimi Mart ayının 10’unda idi. Fethullah Gülen’in hacca gidişi ile ilgili haber 19 Şubat 1968 tarihli İttihad gazetesinde yer aldı.

Kabe’ye Doğru
Kurban bayramının yaklaşması münasebetiyle bütün İslâm âleminden Hicaz’a Müslümanlar akın akın gitmekte ve Hac farizelerini ifâ için Mekke-i Mükerreme’de toplanmaya başlamış bulunmaktadırlar. Geçen yıllara nazaran Türkiye’den Hicaz’a gidenlerin sayıları bu yıl bir hayli arttığı gibi, hacı namzetlerini uğurlamak için onbinlerce Müslüman yollara dökülmekte ve tekbir sesleri arasında kafileler-otobüslerle mukaddes beldelere hareket etmektedir. Diyanet İşleri Riyaseti ise, Türkiye’den giden hacı namzetlerinin dini feraizi noksansız ifâ etmelerini temin için Hicaz’a temsilciler göndermiştir. Resimde, Diyanet Riyaseti tarafından Hicaz’a gönderilen İzmir Merkez Vaizi Fethullah Gülen Hoca, kendisini uğurlayan İzmirlilerle birlikte görülüyor. Hocaefendi’nin Diyanet tarafından Hacca vazifeli olarak gönderilmesi İttihad Gazetesi’nde bu şekilde yer almıştı. (İttihad Gazetesi, 19 Şubat 1968)

1971 12 Mart Muhtırası'na Doğru Kestanepazarı'ndan Ayrıldı
1971 yılında 12 Mart Muhtırası'ndan önce Kestanepazarı Kur'an Kursu'ndaki görevinden ayrıldı.

03.05.1971 Tevkif Edildi
"Doktor Bey'e "Bizim eve gidelim" dedim. Yolda yine bir köpeğe çarptık. Ben, "Bizi evde bekliyorlar, herhalde" dedim. Eve girdiğimde siyasî polislerin bütün eşyaları didik didik edip evin ortasına yığdıklarını gördüm.. Ben içeriye girince polisler "Hoş geldin" dediler. Aramaya devam ettiler.

Görevlilere "Geç kalır mıyım? Bir şeyler yiyeyim mi?" dedim. Gayem hem biraz açlığımı yatıştırmak hem de esas niyetlerini öğrenmekti. Bana "karnını doyur. Ne zaman döneceğin belli olmaz" dediler. Bir iki lokma pilavdan aldım. Biraz sonra Tepecik inzibat merkezine götürülmek üzere yola çıktık.

09.11.1971 Tahliye Oldu
"Nihayet 7. ayın içinde son bir kere daha mahkemeye çıkarıldık. Avukatımız üç aydan beri tekrar edip durduğu tahliye talebimizi ümitli bir eda ile mahkeme heyetine bir kez daha arz etti. O esnada, birden bire alışmadığımız bir şey oldu. O güne kadar, elli defa tahliye talebimize bıkmadan usanmadan elli defa "tutukluluklarına" diyen mahkeme heyetine, savcı, ayağa kalktı ve "Nasıl olsa birilerini -Av. Bekir Bey'i kastediyordu- bırakınız; bunları da bırakın gitsinler" dedi. Hem şaşırmış hem de çok sevinmiştik."

20.09.1974 Babası Ramiz Efendi Vefat Etti
Ramazan ayının üçüncü günü, babası Ramiz efendi vefat etti.

"Evet, o sene benim için bir hüzün senesi oldu. Babamın vefatından bir ay kadar önce Edremit'te Ceza Hakimi Necmeddin Güvenli gibi çok sevdiğim bir dostum vefat etmişti. Onun vefatından az önce bir rüya görmüştüm. Rüyamda benim bulunduğum yerde semanın derinliklerine doğru iki uçak batıp kayboluyordu. Bu hadise bir-iki defa tekrarlandı zannediyorum. Ve babam ile Hakim bey bir ay ara ile vefat ettiler. -İnşallah- ikisi de Cenabı Hakk'ın rıdvanına mazhar olmuşlardır.

1975 Konferanslar Vermeye Başladı
1975 yılında Kur'an ve İlim, Darwinizm, Altın Nesil, İçtimaî Adalet ve Nübüvvet isimli konferanslar serisine başladı ve 1976 yılında da devam eden bu konferanslar münasebetiyle İzmir dışında Ankara, Çorum, Malatya, Diyarbakır, Konya, Antalya, Aydın gibi illeri ziyaret etti.

26.08.1977 İstanbul'daki İlk Vaazı
İstanbul Eminönü'nde bulunan Yeni Cami'de ilk vaazını verdi. Vaazın konusu Müslüman'ın öncelikle kendine ve benliğine çeki düzen vermesi idi.

1979 Sızıntı Dergisi'nde Yazılar Yazmaya Başladı
İlk sayısı Şubat 1979'da çıkan Sızıntı Dergisi'nde başyazıları ve daha sonra orta sayfa yazılarını yazmaya başladı. İnsana ve yeni nesle verdiği önemden ötürü ilk başyazı "Bu Ağlamayı Dindirmek İçin Yavru" adını taşıyordu.

09.1980 Askeri Darbe
12 Eylül 1980 günü ihtilalin ardından görevini fiilen sürdürme imkânı bulamadı. 45 günlük bir heyet raporu aldı.
"12 Eylül öncesinde cereyan eden hadiselerin bir darbe ve ihtilale davet mahiyetinde olduğunu anlamak için, zannederim ne ferasete ne de kehanete ihtiyaç vardır. Hadiselerin dilinden en kaba çizgileriyle anlayanlar dahi gelmekte olan ihtilalin sesini kulak zarları yırtılırcasına duymuşlardır. Meseleye bu zaviyeden bakacak olursak, olması muhtemel darbeyi ben de herkes kadar hissetmekteydim ve etrafıma söylediklerim de bu mahiyette şeylerdir.

01.07.1988 Yeni Ümit Dergisi’nde Başyazılara Başladı
İlk sayısı 1 Temmuz 1988 yılında çıkan ve üç aylık periyotlarla yayın hayatına devam eden Yeni Ümit Dergisi’nde başyazılar yazmaya başladı. Bu dergide yazdığı ilk başyazı “Yeni Ümit’in Mütevazı İkliminde” adını taşıyordu.

13.01.1989 Üsküdar’da Valide Sultan Camii'nde Vaazlara Başladı
İstanbul’da 13 Ocak 1989 yılında Üsküdar Valide Sultan Camii'nde vaazlara başladı. Bundan önce en son 6 Nisan 1986 Çamlıca Camii'n açılışında Miraç kandili dolayısıyla vaaz vermişti. Üsküdar vaazları 1 yılı geçkin süreyle 16 mart 1990 tarihine kadar (62 hafta) devam etti. Burada bütün yönleriyle Peygamber Efendimiz’i ve O'nun sünnetini anlattı. Bu vaazlar, daha sonra Sonsuz Nur adıyla 3 cilt halinde kitaplaştırıldı. 1989 yılı içinde Üsküdar Valide Sultan Camii'nde haftada bir Cuma günleri toplam 51 hafta vaaz verdi. Geri kalan 11 haftalık vaaz 1990 yılı içinde 16 Mart gününe kadar devam etti.

05.05.1992 ABD'de Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ı Ziyaret Etti
2 Mayıs 1992'de Dallas Methodist Hastanesi'nde prostat ameliyatı olan Cumhurbaşkanı Turgut Özal’a 5 Mayıs 1992 tarihinde "geçmiş olsun" ziyaretinde bulundu.

28.06.1993 Annesi Refia Gülen Vefat Etti
Refia Gülen Hanımefendi, 28 Haziran 1993 Pazartesi saat 12.20 sularında İzmir'de vefat etti.

23.01.1995 Sabah ve Hürriyet Gazeteleriyle Röportaj Yaptı
Sabah'tan Nuriye Akman ve Hürriyet'ten Ertuğrul Özkök ile yaptığı röportajlar. Röportajlar Türkiye'nin içinde bulunduğu durum, Başbakan Tansu Çiller ile görüşme İslamiyet, siyaset, kadın ve eğitim ekseninde geçti.

11.02.1995 Polat Renaissance'ta Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın İftarına Katıldı
Fethullah Gülen yaptığı konuşmada bu toplantının birlik vesilesi olmasını diledi.

04.04.1996 Patrik Bartholomeos İle Görüştü
Son yıllarda toplumsal hoşgörü temasının en fazla işleyen, Fethullah Gülen ve Fener Rum Patriği Bartholomeos, sıcak bir ortamda bir araya gelerek Türkiye'de Müslüman ve gayr-i müslim kesimler arasında diyalogu başlattılar.

08.11.1996 Fatih Üniversitesi'nin Açılışına Katıldı
İstanbul Beylikdüzü'ndeki merkez kampüsünde bulunan Fatih Üniversitesi 08 Kasım 1996'da Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından hizmete açıldı. Açılışa Alparslan Türkeş, Rıza Akçalı ve birçok siyasetçi, bilim adamı ve işadamı katıldı. Fethullah Gülen bütün davetliler ve Cumhurbaşkanı ile yakından ilgilendi

11.06.1997 Sağlık Problemleri Nedeniyle ABD'ye Gitti
Uzun zamandır kendisini rahatsız eden kalp sıkıştırması nedeniyle ABD'ye gitti. Ohio eyaletinde anjiyo yaptırdı.


27.06.1997 ABD'de Kalp Anjiyosu Geçirdi
Sağlık problemlerinden dolayı bir süredir ABD'de tedavi gören Fethullah Gülen Hocaefendi, başarılı bir kalp anjiyosu geçirdi. Ohio eyaletindeki Cleveland Clinic Foundation Hastanesi kardiyoloji mütehassıslarından Dr. Murat Tuzcu yönetimindeki bir ekibin geçtiğimiz Cuma günü, Hocaefendi'nin kalbine başarılı bir anjiyo müdahalesinde bulunduğu öğrenildi. Hocaefendi, uzun süredir kalp, şeker ve yüksek tansiyon rahatsızlıklarından mustaripti.

23.01.1998 Papa II. John Paul, Ramazan Bayramı Dolayısıyla Kendisine Bir Mesaj Yolladı
Katolik dünyasının lideri Papa II. John Paul, Dinlerarası Diyalog İçin Papalık Kurulu Başkanı Kardinal Francis Arinze aracılığıyla Ramazan'ın sona ermesi ve yaklaşan bayram sebebiyle Fethullah Gülen'e bir mesaj gönderdi.

09.02.1998 Vatikan'da Papa II. John Paul İle Görüştü
Vatikan'da dinlerarası diyalog adına Katolik dünyasının lideri Papa II. John Paul ile yaklaşık 30 dakika süren bir görüşme yaptı.

15.06.1999 Ankara Emniyet Müdürlüğü Tarafından Hakkında Hazırlandığı İddia Edilen Raporla İlgili Olarak Bir Basın Açıklaması Yaptı
Fethullah Gülen, Ankara Emniyet Müdürlüğü tarafından hakkında hazırlandığı iddia edilen raporla ilgili olarak bu raporu hazırlayanların suç işlediğini belirtti. Amerika'da tedavi amacıyla bulunan Fethullah Gülen, Show TV'de Reha Muhtar'ın sorularını cevaplandırdı.


18.06.1999 ATV'de Fethullah Gülen'e Ait Montaj Kaset Görüntüleri Yayınlandı
Bu olaydan sonra Gülen hakkında soruşturma başlatıldı.

03.08.2000 Ankara DGM Savcısı Tutuklama Talep Etti
Ankara DGM Cumhuriyet Savcısı, hakkında soruşturma yürüttüğü Fethullah Gülen'in tutuklanmasını talep etti. Yaklaşık 1 yıldır Fethullah Gülen hakkında yürüttüğü soruşturmanın sonuna gelen Savcı, Gülen'in tutuklanması talebiyle nöbetçi Ankara 2 No'lu DGM yedek hakimliğine başvurdu.


07.08.2000 Mahkeme Tutuklama İsteğini Reddetti
Ankara DGM Savcısı, Fethullah Gülen hakkında tutuklama talebiyle Ankara 2 No'lu DGM Yedek Hakimliği'ne başvurdu. Ancak, mahkeme “suç vasfının oluşmadığı” gerekçesiyle bu talebi reddetti.


11.08.2000 Fethullah Gülen Hakkında Yeniden Tutuklama Kararı Verildi
Ankara 2 No'lu DGM, Fethullah Gülen hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkardı. Ankara 2 No'lu DGM, Savcı'nın yaptığı itirazı görüştü. Yüksel'in talebini yerinde bulan Hakim Hüseyin Eken başkanlığındaki mahkeme, Gülen hakkında gıyabi tutuklama kararı verdi.


28.08.2000 İstanbul DGM Tutuklama Kararını Kaldırdı
İstanbul 2 No'lu DGM heyeti, Gülen'in gıyabi tutukluluk kararını kaldırdı.
Ankara DGM Cumhuriyet Savcısının, hakkında soruşturma yürüttüğü Fethullah Gülen'in gıyabi tutukluluk kararı kaldırıldı. Şerafettin İste başkanlığındaki İstanbul 2 No'lu DGM heyeti, Gülen'in avukatlarının itirazı üzerine, 23 Ağustos'ta gönderilen ve 12 klasörden oluşan dosyanın incelemesini tamamladı. Heyet, talep doğrultusunda Gülen hakkındaki gıyabi tutuklama kararını kaldırdı.


31.08.2000 DGM Savcısı Dava Açtı
Ankara DGM Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul DGM tarafından gıyabi tutukluluk kararı kaldırılan Fethullah Gülen hakkında dava açtı. Başsavcılık, Gülen için 'laik devlet yapısını değiştirerek yerine dini kurallara dayalı bir devlet kurmak amacıyla yasadışı örgüt kurup bu amaç doğrultusunda faaliyetlerde bulunduğu' gerekçesiyle Terörle Mücadele Kanunu'nun 7. maddesine göre, 5 yıldan 10 yıla kadar ağır hapis cezası istedi.


16.10.2000 Fethullah Gülen Hakkındaki Dâvâ Ankara DGM'de Başladı
“Laik devlet yapısını değiştirerek yerine dini kurallara dayalı bir devlet kurmak amacıyla yasadışı örgüt kurup, bu amaç doğrultusunda faaliyetlerde bulunduğu" gerekçesiyle hakkında 10 yıla kadar ağır hapis cezası talebiyle hakkında dava açılan Fethullah Gülen`in muhakemesine başlandı.


04.12.2000 Mahkemenin İkinci Duruşması Yapıldı
Fethullah Gülen hakkında 'laik devlet düzenini yıkmak için örgüt kurmak' iddiasıyla 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası talebiyle açılan davaya devam edildi.

01.12.2001 Kırık Testi Sohbetleri Yayınlanmaya Başladı
Fethullah Gülen Hocaefendi 21 Mart 1999'da ABD'ye gittikten sonra sağlığının elverdiği ölçüde sohbetlerini devam ettirdi. Hocaefendi'nin ABD'de yaptığı sohbetler ilk defa www.herkul.org sitesinde "Kırık Testi" adlı köşede 1 Aralık 2001 tarihinde yayınlanmaya başladı.

31.03.2002 Kalp Rahatsızlığından Dolayı Tedavi Altına Alındı
3 yıldır kronik kalb ve şeker rahatsızlıkları sebebiyle ABD'de bulunan Fethullah Gülen, 31 Mart 2002 Pazar günü yerel saatle 7.30'da acil olarak hastaneye kaldırıldı.


02.04.2002 Tedavi Gördüğü Hastaneden Çıktı
Kronik kalb ve şeker rahatsızlıkları sebebiyle ABD'de bulunan Fethullah Gülen, 31 Mart 2002 Pazar günü yerel saatle 7.30'da acil olarak hastaneye kaldırıldı. 2 Nisan 2002 Salı günü Doktoru Hüseyin Çopur tarafından bir basın açıklaması yapıldı ve yerel saatle 16:30 civarında hastaneden çıkarıldı.

10.03.2003 Mahkemenin Son Duruşması Yapıldı
Fethullah Gülen'in, ''anayasal sistemi değiştirerek yerine İslamî esaslara dayalı devlet kurmak amacıyla yasadışı örgüt kurup, bu amaç doğrultusunda faaliyetlerde bulunduğu'' iddiasıyla 10 yıla kadar hapis istemiyle yargılandığı davanın kesin hükme bağlanması, 4616 sayılı şartla salıverilmeye, dava ve cezaların ertelenmesine dair kanun uyarınca ertelendi.

21.01.2004 Fethullah Gülen Hocaefendi'nin Sol Koroner Arter Damarına Stent Takıldı
Sağlık problemleri sebebiyle bir süredir ABD'de bulunan Fethullah Gülen'in kalp damarına operasyon yapıldı.


22.01.2004 Hastaneden Taburcu Edildi
Fethullah Gülen'in kalp damarına operasyon yapılarak sol koroner arter damarına stent takıldı. 21 Ocak 2004 Çarşamba günü gerçekleşen ameliyat sonrası 24 saat hastanede dinlenen Fethullah Gülen evde dinlenmek üzere 22 Ocak 2004 Perşembe günü taburcu edildi.

29.02.2004 Nuriye Akman'a Mülakat Verdi
Sağlık problemleri sebebiyle Amerika'da bulunan ve beş yıllık aradan sonra ilk kez Nuriye Akman'a konuşan Fethullah Gülen, dünyada ve ülkemizde yaşanan gelişmeleri değerlendirdi. Fethullah Gülen 5 yıl önce 21 Mart 1999 tarihinde ABD'ye gitmişti.

Nuriye Akman'ın 1995 yılında Sabah gazetesinde yayınlanan Fethullah Gülen'le yaptığı röportaj o günlerin flaş bir gazetecilik olayı idi. Akman, dokuz yıl aradan sonra, Zaman Gazetesi adına Gülen ile yeni bir söyleşi yapmak istiyordu. Zaman Gazetesi'nde çalışmasına rağmen Amerika'ya sürekli haber yolluyor ama bir türlü olumlu cevap alamıyordu. Bir süre önce, Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı, Hocaefendi'ye "Nuriye Akman sizi ziyarete gelmek istiyor" deyince sonunda olumlu cevabı almış. 26 Şubat 2004 günü ABD'ye giden Akman, ziyaretçi olarak karşılanmış ancak röportaj için geldiğini söyleyince, Hocaefendi "Ben böyle bir söz vermedim" diyerek direnmiş ve iki gün konuşmamış. Ancak "bu kadar uzun yoldan geldi, kendisini kırmayalım" diyerek rahatsızlığına rağmen 29 Şubat 2004 günü başlayan sohbetle üç gün boyunca Nuriye Akman'ın sorularına cevap vermeye çalışmış. Bu görüşmeden sekiz gün sürecek bir röportaj dizisi ortaya çıkmış… Röportaj 22 Mart 2004 pazartesi gününden itibaren Zaman Gazetesi'nde yayınlanmaya başladı.

19/12/2004 Milliyet Gazetesi’nden Mehmet Gündem'e Mülakat Verdi
Milliyet Gazetesi’nden Mehmet Gündem Fethullah Gülen ile 19 Aralık 2004 günü mülakat yapmaya başladı. Röportaj "Fethullah Gülen'le 11 Gün" başlığı altında 8 Ocak 2005 Cumartesi gününden itibaren 22 gün süreyle Milliyet Gazetesi'nde yayınlandı

538
Komik Fıkralar / Tam 288 dilde "SeNi SeViYoRuM" demenin yolları
« : Mart 04, 2008, 06:33:46 ÖS »
Afrikaans     Ek het jou lief
Afrikaans     Ek is lief vir jou
Akadian             Iaka Lakaovakae Yakaou
Akan (Ghana)     Me do wo
Albanian     Une te dua shume
Alsacien      Ich hoan dich gear
Amharic             Afekrishalehou
Arabic             Ana Ba-heb-bak
Arabic             Ana Behibak (to a male)
Arabic             Ana Behibek (to a female)
Arabic             Ib'n hebbak
Arabic             Nhebuk
Arabic             Nohiboka (male to male or female to male)
Arabic             Nohiboke (more than one male or female to female)
Arabic             Nohibokom (m. to m. or f. to more than two males)
Arabic             Nohibokoma (m. to m. or f. to two males or two females)
Arabic             Nohibokon (m. to m. or f. to more than two females)
Arabic             Ohiboka (female to male)
Arabic             Ohiboke (male to female)
Arabic             Ohibokoma (male or female to two males or two females)
Arabic (formal)     Ooheboka (to a male)
Arabic (formal)     Ooheboki (to a female)
Arabic (not standard)     Bahibak (female to male)
Arabic (not standard)     Bahibik (male to female)
Arabic (not standard)     Benhibak (more than one male or female to male)
Arabic (not standard)     Benhibik (male to male or female to female)
Arabic (not standard)     Benhibkom (m. to m. or female to more than one male)
Arabic(Formal)     Ooheboki (to a female)
Arabic(Formal)     Oooheboka (to a male)
Armenian     kezi shad ge seerem anoushig
Armenian     Yes Kezi Seeroom yem
Assamese     Moi tomak bhal pau
Australian     I Love you, mate 
Azerbaijani     Men seni sevirem
Bari             Nan nyanyar do parik 
Bari              Nan nyanyar do 
Basc             Nere Maitea (basque?)
Batak             Holong rohangku di ho
Bavarian      I mog di narrisch gern
Bengali             Ami tomake bhalobashi
Bengali             Ami tomay bhalobashi
Berber             Lakh tirikh
Bicol             Namumutan ta ka
Bolivian Quechua     qanta munani 
Bosnian      Volim te
Bulgarian      Obicham te
Burmese             chit pa de
Cambodian     Bon sro lanh oon
Cambodian     kh_nhaum soro_lahn nhee_ah
Canadian French     Je t'aime
Cantonese     Ngo Oi Lei
Catalan             T'estim molt 
Catalan             T'estimo (catalonian)
Catalan      T'estim (mallorcan)
Catalan      T'estime (valencian)
Cayman             I love You
Cayman             You conch me out!
Cebuano             Gihigugma ko ikaw
Chamorru (Guam)     Hu Guiya Hao 
Cheyenne     Néméhotâtse
Chinese             wo aì ni
Circassian     wise cas
Circassian     wise cas
Corsican      Ti tengu cara (to female)
Corsican      Ti tengu caru (to male)
Creole             Mon kontan ou
Creole (Haiti)     mwen damou'w
Creole (Haiti)     mwen renmem'w
Croatian      Volim te
Czech             Miluji te
Czech              Miluju Te! 
Danish              Jeg elsker dig
Dutch              Ik hou van jou
Ecuador Quechua     canda munani
English             I Love You
English      I adore you
Esperanto     Mi amas vin
Estonian      Ma armastan sind
Estonian      Mina armastan sind
Farsi             Asheghetam
Farsi             Dooset Daram
Farsi             Tora dust midaram
Farsi (Persian)     doostat dAram
Filipino     Iniibig Kita
Filipino     Labs Kita
Filipino     Mahal Kita
Finnish      Mina rakastan sinua
Flemish      Ik zie u graag
French              Je t'adore 
French              Je t'aime
French              Je t'aime
Friesian      Ik hald fan dei
Ga             misumo bo
Gaelic              Tha gradh agam ort
German (Swiss)     Ich liäbä Dich
German              Ich hab'dich lieb (friendly)
German              Ich liebe Dich
Gibberish     idaguy lidaguv yidagoo
Goth             Idugi Ludugove Udagu
Greek              (Ego) philo su 
Greek              S' ayapo
Greenlandic     Asavakit
Guarani             rohayhu
Gujarati     Hoon tane prem karun chuun
Hausa             Ina sonki
Hawaiian      Aloha I'a Au Oe
Hebrew             Ani ohev otach (male to female)
Hebrew             Ani ohev otcha (male to male)
Hebrew             Ani ohevet otach (female to female)
Hebrew             Ani ohevet otcha (female to male)
Hebrew             Ani ohevet otcha (female to male)
Hindi             Ham Tomche Payer Kortahe
Hindi             Mai tumse peyar karta hnu
Hindi             Main tumhŽ pierre karti hun
Hindi             My tumko pyar karta hu
Hindi (Kannada)     Naanu ninnannu premisuththene
Hmong             Kuv Hlub Koj
Hokkien             Wa ai lu
Hopi              Nu' umi unangwa'ta
Hungarian     Szeretlek
Hungarian      Szeretlek te'ged
Icelandic     ég elska ?ig
Icelandic     ég elska ?ig
Illonggo(Filipino dialect)     palangga ta ka
Ilocano (Filipino dialect)     Ay aya tenka
Indonesian     Aku cinta padamu
Indonesian     Saja kasih saudari
Indonesian     Saya Cinta Kamu
Indonesian     Saya cinta padamu
Irish     taim i' ngra leat
Ishkibibble     Ibi Libove Yibou
Italian     ti amo
Italian (Venetian Dialect)     Te vogio bén
Italian      ti voglio bene (friendly)
Jamaican     I love you, mon
Japanese     Aish*teru
Japanese     Chuu sh*teyo
Japanese     Kimi o ai sh*teru
Japanese     Ora omee no koto ga suki da
Japanese     Ore wa omae ga suki da
Japanese     Suitonnen
Japanese     Suki desu (used at 1st time, like for a start, when you are not yet real lovers)
Japanese     Sukiyanen
Japanese     Sukiyo
Japanese     Watakushi-wa anata-wo ai shimasu
Japanese     Watashi Wa Anata Ga Suki Desu
Japanese     Watashi Wa Anata Wo Aish*the Imasu
Javanese     Kulo tresno
Kachiy             anw toke bowaj gurati
Kachiy             anw toke pyaar karati
Kapampangan (Filipino dialect)     Kalugaran da ka
Kisii     Ninguanchete
Kiswahili     Nakupenda
Klingon             qabang
Klingon             qaparha' 
Korean             Jeo-n Neoreul Saranghapnida
Korean             Nanun Dangshinul sarang hamnida
Korean             Nanun Dangsineul Mucheog Joahapnida
Korean             Nanun Neoreul Saranghanda
Korean             Nanun Niga Joa
Korean             Neoreul Hjanghan Naemaeum Alji
Korean             Nooreul sarang hae (casual relation)
Korean             Saranghae
Korean             Saranghaeyo
Korean             Saranghapnida
Korean             Tangshin-i cho-a-yo (i like you, in a romantic way)
Korean             Tangshinul sarang haeyo
Korean             Tangsinul sarang hae yo
Kurdish      Ez te hezdikhem
Lancish             I Lovole Youan
Lao             Khoi huk chau
Latin            (Ego) amo te 
Latin             Vos amo
Latin              Te amo
Latvian             Es tevi Milu (s teh-vih me-lu)
Lazca             ma si maoropa
Lingala             Nalingi yo
Lisbon lingo     gramo-te bue', chavalinha
Lithuanian     Tave Myliu ( ta-ve mee-lyu )
Lojban             mi do prami
Luganda             nkwagala nyo
Luo             Aheri
Luxembourgisch     Ech hun dëch gäer
Macedonian     Te Ljubam
Madrid lingo      gramo-te bue', chavalinha
Malay             Saya Cinta Mu 
Malay             Saya sayangkan mu
Malay/Indonesian     Saya cintakan awak
Malay/Indonesian     Saya sayangkan engkau
Malayalam     Ngan Ninne Snaehikkunnu
Malayalam     Njyaan Ninne' Mohikyunnu
Malayalam     Njyaan Ninne' Preetikyunnu
Malaysian     Aku Cinta Padamy
Malaysian     Saya Cinta Kamu
Malaysian     Saya Cintamu
Malaysian     Saya Sayangmu
Maltese             Inhobbok
Mandarin     Woh Ai Ni
Maori (New Zealand)     kia hoahai
Marathi             me tujhashi prem karte (female to male)
Marathi             me tujhashi prem karto (male to female)
Marathi        Mi tuzya var prem karato
Mohawk             Konoronhkwa
Mongolian     bi chamd hairtai
Naguan             Mawaca bimcheepee
Ndebele             Ngiyakuthanda
Nepali      Ma timilai maya garchu, Ma timilai man parauchu
Norwegian     Jeg elsker deg 
Ojibwe             Niin Zaagii Giin
Op             I Lopovope Yopou
Osetian      (Ego) amo te 
Papiamento (Aruba)     Mi Ta Stimabo
Papiamentu (Curacao)     Mi Stima Bo
Persian            Dooset    Daram
Persian             Tora dost daram
Pig Latin     Ie Ovele Ouye (I-ay Ovel-ay Ouy-ay)
Polish             Ja cie kocham
Polish              Kocham Cie
Portuguese     Eu Amo Voce (Eyoo ah-mo vo-say)
Portuguese     Eu amo-te
Portuguese     Eu amo-te
Portuguese (Brasilian)     Eu amo você
Portuguese (Brasilian)     Eu te amo
Punjabi             Mai taunu pyar karda
Punjabi             Main Tainu Pyar Karna
Quenya             Tye-melan'ne
Romanian     Te iu besc
Romanian      Te Ador
Russian             Ya polyubil tebia (male to female)
Russian             Ya Tibia Lyublyu
Russian             Ya vas lyublyu
Russian      Ya lyublyu tibia
Samoan             Oute Alofa Ia Te Oe
Scot Gaelic     Tha gra'dh agam ort
Serbian      Volim Te
Shona              Ndinokuda
Sinhalese     Mama oyata adarei
Sioux (Lakota)     Techihhila
Sliggish     Iish loveish youish
Slovak             L'ubim t'a
Slovak             Milujem t'a
Slovene        Ljubim te
Snorkel             eep-op-ork-ahah
Sotho              Kegorata
Spanish     Te Amo ( I love you)
Spanish     Te Amo 
Spanish     Te quiero (I want you)
Spencish     I Lovany Yoof
Sranan             Mi lobi joe
Swahili      Naku penda (followed by the person's name)
Swedish             Jas älskar dig
Swiss-German      I Liaeb Di
Syrian/Lebanese     Bhebbek (to a female)
Syrian/Lebanese     Bhebbek (to a male)
Tagalog (Filipino dialect)     Gihigugma ta ka
Tagalog (Filipino dialect)     Mahal kita
Tahitian     Ua Here Vau Ia Oe
Tamil             Naan unai kathaleakarenn
Tamil             n'an unnaik kathalikkinren 
Tamil             Ni yaanai kaadli karen 
Telugu             Neenu ninnu pra'mistu'nnanu
Telugu/India     Nenu Ninnu Premistunnanu
Thai             Ch'an Rak Khun
Thai             Phom Rak Khun
Tunisian     Ha eh bak
Türkish             Seni seviyorum
Ukrainian     ja pokokhav tebe
Ukrainian     ja pokokhav vas
Ukrainian     ja tebe kokhaju 
Ukrainian     ja vas kokhaju
Urdu            Mein tumhay pyar karta hun (man to woman)
Urdu            Mein tumhay pyar karti hun (woman to man)
Urdu            Muje se mu habbat hai
Uzbek            Man seni sevaman
Vietnamese     Anh ye'u em (man to woman)
Vietnamese     Em ye'u anh (woman to man)
Vietnamese     Toi yeu em
Welsh           'Rwy'n dy garu di
Welsh            Yr wyf i yn dy garu di (chwi)
Wolof             Dama la nob
Wolof             Dama nob danga
Yiddish            Ich han dich lib
Yiddish            Ich libe dich
Yoruba         Mo ni ife re
Zazi            Ezhele hezdege
Zulu            Ngiyakuthanda!
Zulu             Mena Tanda Wena
Zuni            Tom ho' ichema


539
Komik Fıkralar / Ses Gelmiyorsa...(Süper Komik:)))))
« : Mart 04, 2008, 06:21:12 ÖS »
Ses Gelmiyorsa!

        Bir kadının çok sevgilisi varmış... Temel de bizim çapkın hatunun ağına
düşmüş. Tam işe koyuluyorlar bir süre geçiyor, kapı çalıyor, kadın
"eyvah kocam " deyip Temeli bir torbaya sokuyor...Hatun kişi kapıyı açıyor...
Başka bir sevgilisi... İkinciyi içeri alıyor.Bir kapı sesi daha... Kadın yine "eyvah kocam" diyor, onu da bir    torbaya atıyor... Açıyor kapıyı başka bir sevgilisi...
Onu da içeri alıyor, bir süre sonra gene kapı. Yine oda torbaya…
       Kadın tam kapıyı açıyor cidden kocası karşısında....Herif bir bakıyor evde
kocaman üç torba "bunlar ne" diye soruyor...Karısı:
- Pazardan alışveriş yaptım hayatım! diyor.Adam gidiyor birinci torbaya sıkı bir tekme sallıyor. Torbadan "gıtgıt gıdak" sesi geliyor...İkinciye koyuyor tekmeyi "meeee " sesi geliyor...Üçüncüye bir tekme atıyor... Ses yok... Bir tekme daha gene ses yok...Sert bir üçüncü tekme daha...
       Ve torbadan Temel'in sesi.
-Ula hayvanoğlu hayvan ne tekme atiysin ses gelmiyse ya soğandır, ya
patatestir daa...




540
Komik Fıkralar / :))Kayserilinin Eşeği:)) Mutlaka okuyun...
« : Mart 04, 2008, 06:17:24 ÖS »
Malum zamanların birinde KAYSERİ'DE Amerikalıların yardımı ile karayolu  çalışmaları yapılıyormuş.
    Bölgeye yakın bir köyde de Köylüler bir patika  yolu yapıyorlarmış.Bunun için bir eşeği tepeye doğru kovalayıp onun geçtiği yeri sertleştirerek  yolu tamamlıyorlarmış.Malum hayvan içgüdüsel olarak hedefe doğru en az yorucu yolu seçerya!...  Bu köylüler, O sırada orada vazifeli olan bir Amerikalı
mühendisin dikkatini çekmiş.Mühendis olanları merak ederek tercümanı -ya da karayolu projesinin
bir Türk  Yetkilisi-ile yanlarına gitmiş
  -"Kolay gelsin, ne yapıyorsunuz burada böyle?"
  İçlerinden en uyanık olanı;
  -"Yol yapıyoz" diye cevap vermiş.
  -"E, bu eşek ne işe yarıyor?"
  Köylü genel işlem sırasını şöyle bir anlatmış. Eşeğin yolun nereden geçeceğine karar verdiğini söylemiş.
Amerikalı mühendis çok ilginç bulduğu bu fikre yerlere yatmış gülmekten:
-"Eee...Eşek bulamayınca ne yapıyorsunuz?"
  -"O zaman Amerika'dan mühendis  getirtiyoruz!!!!!"

Sayfa: 1 ... 34 35 [36] 37